Yargı kararlarına ilişkin açıklamalarda bulunan siyasileri eleştiren Yalçınkaya, belli makamı işgal eden kişilerin, yüksek mahkeme kararlarına yönelik kişisel görüş açıklaması şeklindeki beyanlarının yargı üzerinde güveni zedeleyici olduğunun müşahede edildiğini söyledi. Demokrasinin kurum, kural ve usullerine saygı gösterilmesinin siyasi güçlerden beklenen en önemli davranış biçimi olduğuna işaret eden Yalçınkaya, şunları kaydetti:
”Yargıya güven ve saygı sürekli ise erdemliliktir. Siyasi kişilerin, yargı organlarının açıklamalarından rahatsız oldukları yönündeki beyanları, devlet yetki ve görevlerinin kullanılmasından ibaret ve bununla sınırlı bir medeni iş birliği ve iş bölümü olan, devlet organları arasında üstünlük anlamına gelmeyen, kuvvetler ayrılığı ilkesini göz ardı eden ve siyasi gücün her şeyin üstünde olduğu imajını veren beyanlardır.
Hukuk devletinin gerçekleşmesini, demokratik kuralların yerleşmesini sağlayan yüksek yargı organlarına yönelik, siyasi çevrelerin politik çıkarlara dayalı bu beyanları, Anayasa’da yazılı güçler ayrılığı ilkesine aykırıdır, kamuoyu önünde yargıyı ve kararlarını tartışılır hale getireceği, saygı ve güveni azaltacağı kuşkusuzdur. Yargının, demokratik hayatın temelini oluşturduğu unutulmamalıdır.”
Yalçınkaya, Türk ulusunun, Atatürk milliyetçiliği kapsamında, milli birlik ve bütünlük içinde, yargıya yapılan haksız ve mücadeleci davranışları sağduyu ile değerlendireceği ve Türkiye’de hukuk devleti ilkesine, saygının egemen olacağı inancını taşıdığını belirtti.
Atatürk’ün ”Cumhuriyeti kuranlar onu korumaya muktedir olmalıdır” sözünü anımsatan Yalçınkaya, Türkiye’nin laik temelli demokratik anayasal rejimini ve ulusal bütünlüğünü, hukuk devleti kuralları içinde korumanın gerekli olduğunu kaydetti.
-”DİNSEL VE ETNİK SİYASETTEN UZAKLAŞILMALIDIR”-
Aşiret, tarikat ve cemaatin egemen olduğu toplumlarda, bireyin gelişmesi ve özgürlüğünün mümkün olmadığına dikkati çeken Yalçınkaya, ”Avrupa toplum düzenine ulaşmak için dinsel ve etnik siyasetten uzaklaşılarak, birey haklarını koruyan, bireyin ekonomik gelişmesini hedefleyen, demokratik bir siyaset oluşturulması, halkımız ve ülkenin geleceği açısından yararlı olacaktır” dedi.
Yalçınkaya, siyasi düşüncelerin, ülke barışı için tehdit yaratacak bir noktaya vardırılmaması, açık toplum ve hukukun üstünlüğü kavramlarında ilkeli davranılması gerektiğini ifade ederek, şöyle konuştu:
”Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesi, çağdaş, laik, demokrasi yanlısı olmaktır. Cumhuriyet’in kuruluş felsefesi, idealleri ve değerleriyle barışık olmak, ülke yararına olduğu gibi birçok sorunları giderici niteliktedir. Cumhuriyet’in kuruluşunu, kurucularını, demokrasi ve özgürlükleri, hatalı ve kendine göre yorumlayıp, fazlasıyla tartışan, tartışmaya açan toplumlar, devletler, kendisiyle aşırı yüzleşmeye doğru giderek, milli benliğini, varlığını, var oluş nedenlerini kaybedip, gururla, iftiharla yaşadıkları devletin birlik ve bütünlüğünün değerlerini bir yana bırakarak yeni rejimler, liderler aramaya yönelirler. Bu nedenle, demokratik rejimlerde, ülke kurucuları dışında liderlere yer olmadığı dikkate alınıp, ortak değerlerde birleşerek, Anayasamızın değiştirilemez ilkeleri korunup, egemenliğimizden ödün vermeden, Avrupa toplum düzenini gerçekleştirmek mümkündür ve uzak değildir.
Atatürk’ün de belirttiği gibi, ‘özgürlüğün de eşitliğin de adaletin de temel dayanağı ulusal egemenliktir’. Laiklik, kadınları toplumsal yaşamın içine almayı, gücünden yararlanmayı ülkemize kazandırmış, bireysel özgürlük alanını daraltmamış, aksine genişletmiştir.”











Bu konu hakkındaki yorumunuz