
Fortis Türkiye Kupası’nda Beşiktaş deplasmanda Ankaraspor’u 3-1 yenerek final için büyük avantaj sağladı.
Kupaya nihayet bir heyecan gelir umuduyla izledik karşılaşmayı. Tamam, rövanş çıkmaz ayın son çarşambasına konuşlanmıştı, ama olsundu. Yarı finaldi, artık yeterdi, biraz harekette ne bereketler bulunabilirdi. Peki neye bağlandı? Hiç yoktan iyidir. En azından kupa ortalamasının üzerinde bir maç seyrettik, ki bu da bir şeydir hani.
Bobo’nun inandırıcı olmayan penaltı talebini saymazsak, maç 11’de Nobre’nin didinişiyle açıldı diyebiliriz. O da pozisyon yaratmadı, ama hiç değilse yaratacakmış gibi durdu. İlk 15 dakikaya dört korner sığdırmıştı Beşiktaş. Bu da bir irade beyanı sayılırdı. 18’de Delgado tarafından ceza sahası sınır boyundan kullanılan siyah-beyaz frikik sonuç getirmese de Kara Kartalların gol hevesinin sürdüğünü gösteriyordu. Ta ki 24’te olmadık yerde ortaya çıkan penaltıya kadar. Üzülmez’in Murat Tosun’u yine ceza çizgisi hudutlarında gereksiz çekişi bir anda geri düşürdü Kartal’ı. 25’te Bilal’le gelen bu gol de yıldırmadı Beşiktaş’ı. 27’de Bobo kaleci Evren’le direği tokuşturan bir şut çıkardı, gol olmadıysa da iz bıraktı. 28’de Toraman’ın topuğu direkte kaldı, ribaundunda Sivok’u şutu ise hedefi tutturamadı.
Geliyordu Beşiktaş. Tavizsiz ve dirayetli bir şekilde. Kontra tuzağına düşmedikleri sürece ‘yıpratma’ payından bir tazminat kazanmaları an meselesiydi. O an, 42’de Delgado’nun ayağından genç kaleci Evren’i çaresiz bırakan enfes bir golle geldi. Pozisyon üretmese de Denizli’nin takımının arama-tarama toplantıları nihayet sonuç vermişti işte: 1-1. Bu sayede devre arasına daha müsterih giden taraf konuk ekipti. Ankaraspor ise yok yere attıkları tek gole teselli çaputu bağlamakla yetiniyordu.
Yeni devre yeni stratejiler getirmedi. Yine yükleme vurgu yapan Beşiktaş’tı ve yine gizli özneler çıkarmak için pusuda yatan taraf Ankaraspor’du. Tıpkı ilk yarıdaki gibi ilk hamle 54’te M. Hanifi’yle ev sahibinden geldi. Fakat oyunu hala konuk ekip dikte ediyordu. Aykut Hoca bu gidişatı döndürmek için Neca’yı aldı oyuna. Şimdi hiç değilse hamleler karşılıklı olmaya başlamıştı. 59’da Nobre’nin kafası gollüktü, 62’de de Bilal’in. 65’te Beşiktaş rakip ceza alanında çoğaldı, 71’de Ankaraspor.
Aslında bu hal ve gidişten, dolayısıyla da 1-1’lik skordan memnun olan taraf Beşiktaş’tı. İnönü’ye ne kadar az iş bırakırlarsa o kadar iyi olacaktı. Üstelik pek de zorluk yaşamadan kapatılan böyle bir maç sayesinde umut rezervlerini de doldurmuş olacaklardı. Fazlası geldi. 77’de Holosko Evren’i bir kez daha çaresiz bıraktı, ki değil Evren, Buffon olsa da durum değişmezdi: 1-2. 82’de Mehmet Çakır’ın şutu nafileydi. 89’daki Yusuf’un slalom cilalı golü Siyah Beyazlılar için artık turun kapısının ardına dek açıldığını gösteriyordu. Geriye bir tek işi tamamına erdirmek kalmıştı.
NOT: Gökçekspor’un yaratmaya çalıştığı Ankaralı taraftar tipolojisi akşam sahaya araba jantı attı. Evet, bildiğiniz jant. Bu olduktan sonra kriko da atılabilirdi. Hatta kaskodan geri almak kaydıyla ön tampon da. İşte birilerinin yaratmak istedikleri taraftar görüntüsünün ibretlik hali. Seçim öncesi hayrına dağıtılanlara sahaya atmalık erzak da eklesinler bari!
Kaynak : BAĞIŞ ERTEN / Radikal Gazetesi











Bu konu hakkındaki yorumunuz