Size 'Mommo' diyebilir miyim?

Öykünün kahramanlarını, soyadları aynı ama akraba olmayan Elif ve Mehmet Bülbül canlandırıyor. İki küçük amatör yetenek, çok başarılı bir performans sergiliyor. Özellikle Elif Bülbül muhteşem.

Annelerinin ölümüyle hayatlarında sığınılacak bir liman kalmayan iki öksüzün birbirleri sayesinde yaşama tutunma çabasını anlatan ‘Kız Kardeşim-Mommo’ sadeliği ve yürek parçalyan hikâyesiyle dikkat çekiyor. Atalay Taşdiken’in filmi Berlin ve Nürnberg Film Festivalleri’nde beğenilmişti.

Türk sinemasının iki yakın dönem filmi ‘Beş Vakit’ ve ‘Tatil Kitabı’, taşranın sıkıcılığında ve orada, zamanın geçmezliğinde bizi dolaştırmıştı. Atalay Taşdiken’in ‘Kız Kardeşim-Mommo’su ise bütün bu unsurlara yoksulluğu ve çaresizliği de ekliyor. Hem ‘Beş Vakit’in, hem de ‘Tatil Kitabı’nın kahramanlarının aileleriyle çatışmalarının altında, büyüme problemleri ve biraz da ebeveyne karşı kendi varoluşlarını ortaya koyma çabaları vardı. ‘Kız Kardeşim-Mommo’da ise aile, çatışılacak bir kavramdan öte sığınılacak bir liman ama ne yazık ki öyle bir yer yok.
Gerçek bir hikâyeden ‘rötuşlanarak’ çekilen filmin temel karakterleri Ahmet ve Ayşe, öksüz iki kardeştir. Annelerinin ölümünden sonra başka bir kadınla evlenen babaları Kazım, yeni eşi Döndü’den korkarak onları yanına almamıştır. İki kardeş dedeleri Hasan’ın yanında kalmakta ve Almanya’daki teyzeleri Fatma’nın, onları yanına alacağı günlerin özlemiyle yaşayıp gitmektedir.

Yönetmen Taşdiken, örtülü bir biçimde yakından bildiğini ifade ettiği ve bazı noktalarda kendi hayal dünyasını eklediği gerçek bir öyküden uyarladığı filminde, son derece sakin, tane tane ilerleyen, görüntü anlamında da etkili ve temiz bir çalışma ortaya koymuş. Filmin güzelliği aslında öykünün ait olduğu topraklardaki insan ilişkileri ve bu ilişkilerin detaylarında. Çocuklar arasındaki ‘demokrasi’de, komşu kadınların bakışlarında ve kendi aralarındaki konuşmalarda, kahvehane muhabbetlerinde vs. minik karakterlerin durumlarına ve geleceklerini ilişkin çok şeyi görmek ve çözmek mümkün. Film bu yanlarıyla çok gerçekçi ve de anlattığı hikâye itibarıyla da doğrusu yürek parçalayıcı. Taşdiken, iki kardeşin biraz da koşulların zorlamasıyla birbirine kenetlenmelerini ve yaşattıkları dayanışma ruhunu çok iyi yansıtmış. Bu arada o yörede ‘Öcü’ anlamında kullanılan ‘Mommo’ betimlemesi, filme ismini verdiği ölçüde öyküye uğramıyor ve vurgusu beklenildiği oranda güçlü değil. Bu tabii bir problem teşkil etmiyor, ama istense (mesela bu bir Japon ya da ondan devşirilmiş Hollywood korku filmi olsa) ciddi anlamda bir gerilim öğesine dönüşebilirmiş. Ama bu haliyle de beğenilmeyi hak eden film, aslında uzaktan uzağa Kemalettin Tuğcu geleneğini de çağrıştırıyor, Ama bir farkla; Tuğcu’nun romanları çekilen onca acıdan sonra mutluluğa açılan kapılarla sona ererdi.

Öykünün bir başka altı çizilmesi gereken yanı da sanırım zamansızlığı. Cep telefonu yok, renkli te-levizyon yok ama bakkalda satılan gofretler ve dondurmalar ‘şimdiki zaman’ın ürünü. Kasabadaki park etmiş kimi arabalar da… Ama bu tavrın bilinçli olduğu aşikâr. Böylelikle film bir dönem çalışması olmaktan çıkarılıp bu tür öykülerin, her türlü zamana ait olabileceği vurgusu yapılmış. Öte yandan taşrada bisiklet sahibi olmanın önemi ve bunun, sınıfsal anlamı, bir anne fotoğrafının çağrıştırdıkları, dedenin sık sık yaptığı ahlaki göndermeler de filmdeki hüznün yoğunluğunu artıran unsurlar.

Dönmezer’i hatırlamak için Oyunculuklara gelince; soyadları benzemesine rağmen kardeş olmayan Mehmet Bülbül ve Elif Bülbül, hayatlarında hiç sinemaya gitme deneyimi bile olmadan son derece başarılı bir performans çıkarıyorlar. Özellikle minik Elif, çok çok iyi. Masumiyeti, bütün o hayat karşısındaki korkuları ve şaşkınlığı, müthiş bir sadelikle ve inandırıcılıkla yansıtmayı bilmiş. Ara rollerin unutulmaz oyuncusu Mustafa Uzunyılmaz, umursamaz ve korkak baba Kazım’da neredeyse ‘Her Şey Güzel Olacak’taki ‘Nusret abi’ kompozisyonuna benzer türden iz bırakacak bir performans ortaya koyuyor. Özellikle kahvede ‘okey’ oynarken, kendisine yönelik eleştirilere karşı savunmaya girişirken vücut diliyle yeterince etkili oluyor. Ve Mete Dönmezer… Çok eskilerden, ‘Kaynanalar’ dizisiyle hatırlanan ama sinemada bence yeterince kıymeti bilinemeyen bu emektar isme, ‘Kız Kardeşim-Mommo’ bir anlamda iade-i itibar fırsatı sunuyor. 62 yaşındaki usta oyuncu, ‘Hasan dede’de bazen esprili ama çok kez trajik bir karaktere hayat veriyor. Vicdan sahibi ‘İstanbullu bakkal’ rolündeki Mehmet Usta da, filmde iz bırakmayı başaran isimlerden.

Mini mini ‘minimalist’

O çok moda deyimiyle ‘minimalist bir sinema’ örneği olan ‘Kız Kardeşim-Mommo’nun ilk gösterimi Berlin Film Festivali’nde yapılmış ve film, daha sonra Nürnberg’de hem ‘En iyi film’, hem de ‘Seyirci Ödülü’nü almıştı. Böylece de filmin iki minik kahramanının Almanya’ya gitme özlemleri, bir anlamda gerçeğe dönüşmüştü. Dolayısıyla ‘gurbet elde’ görülen bunca ilginin ardından sıra, filmin ait olduğu topraklarda göreceği ilgide. Umarız son derece başarılı bir ilk film olan ‘Kız Kardeşim-Mommo’, içeride de ilgiye değer bulunur.

Kaynak : Radikal

Bu konu hakkındaki yorumunuz

  

  

  

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE