Boğa Boğaz'ı geçti, Türkiye'yi boğulmaya bıraktı

Boğa Boğaz'ı geçti, Türkiye'yi boğulmaya bıraktı

Avrupa Şampiyonu İspanya önünde Semih’in golüyle öne geçen Türkiye, Alanso’nun penaltıdan attığı gole mani olamadı. Son dakikada Güiza’nın asistinde Riera Milli Takımı yıktı.

‘Sahada 80 milyon olacağız’ demiş Fatih Hoca. O kadar kalabalıkla gol atmak zor. ‘Tek yürek olacağız’ diyor reklamlar. Oysa böyle bir 90 dakikaya tek yürek yetmez ki, 11 ayrı yürek lazım. ‘Dünya büyük, biz de büyüğüz’ diyorlar. Altınsay dün ne güzel söylemiş. Futbolda aslolan ‘minör’lüktür. Küçük ayrıntılarda, kısa zamanda, daracık yerlerden geçen toplar gol olur. Tek bir takım olmak da yetmez İspanya karşısında. Gerektiğinde farklı farklı, onlarca takım olabilmektir asıl iş. La ilahe illallah’çılar da Laila’cılar da aynı sahayı paylaşırsa işler sistem. Çünkü Üzülmez’le Xavi aynı oyunun, aynı dayanışma duygusunun, aynı ‘kooperatifin’ parçasıdır; hamasetin değil.

Maç işte tam da bu makamdan dem vurarak başladı. Sonradan sahip olması zor olur diye sanırım, ilk 5 dakikada Türkiye topa hükmetme konusunda çok hevesliydi. Galiba İspanya’nın Türkiye’nin topla oyunda ne yapabileceğini görmek istemesi de buna izin verdi. Çok sürmedi bu. 13’te Riera’nın nefis şutunu Volkan’ın parmak ucuyla defetmesiyle oyun dengelendi. Kısa sürede anladık ki; mahallede top benim diye kimseye bırakmayan çocuklar gibi Matadorlar yavaştan oyun alanını parselliyordu. Belli ki kontra pususunda kalmaya en fazla 15 dakika dayanabilmişlerdi. 19’da Torres’in kaçırdığını Ay-Yıldızlılar kaçırsa muhtemelen semaya kocaman bir ah yükselirdi. Tam işler kötüye gidiyor, İspanyollar forse ediyor derken geldi 26’da Türkiye’nin golü. Sema o sese işte o an kavuştu. Arda’nın akıllı ortasıyla ‘düzen karşıtı’ Tuncay (milimle ofsayttan) arkaya sızdı. Hemen yanında son vuruş için bekleyen Semih de her zamanki gibi doğru yer ve zamanı yine şaşırmamıştı: 1-0.

Birden rehabilite oldu takım. Yeniden özgüvenli, istekli ve hırslıydılar. 28’de Tuncay neredeyse bir vur-kaç daha yapacaktı, son anda önledi İspanyol defansı Görünen o ki, varsın top onların olsundu, çalışkan olunca işler bir şekilde iyi gidebiliyordu işte. Oyunun kurgusu da hafiften Türkiye’ye uygun hale gelmeye başlamıştı. Gerçi 42’de Semih’in Nihat’a servis ettiği şuta dek, Doğu cephesinde yeni bir şey yoktu, ama olsundu. Ataklar karşılıklı olarak paralize olduktan sonra kimsenin şikayeti olmazdı Ali Sami Yen’de. Sorun filmin devamının nasıl gelişeceğiydi. Çünkü İspanya’ya karşı 80’i görmeden paçayı sıvamamak gerekiyordu.

Gerçekten Arda’yı seyrettik

İkinci devre de Türkiye kipinde başladı. 48’de Semih ve Arda’nın ince ince hazırladığı pozisyonu standart bir Nihat, Casillas falan demez tavana çivilerdi. Yazık oldu belki, yine de güven artırıcı bir etkisi vardı. İspanyollar ofsayt ağından çıkamadıkça bu durum daha da pekişiyordu. Ta ki 60 dönülürken gemi durduk yere su almaya başlayıncaya dek. Volkan-Üzülmez sakarlığı anlamsız bir penaltı hediye edince Xabi Alonso cezayı çabuk kesti: 1-1.

Artık servis kırması gereken yeniden Türkiye’ydi. İspanya ise 70’deki gibi, ‘gününde bir Torres’in kaçırmayacağı pozisyonları kolluyordu. 72’de Gökhan’ın harika taşıdığı topu Semih gol yapmalıydı, çünkü bu rakibe karşı bundan iyisi zor bulunuyordu. Neyse ki mukabiliyet esası sayesinde Torres’in şutu da Volkan’da kaldı. Kalan bölümdeki taktik değişiklikler son hamle içindi. Fakat 80’de Tuncay, 86’da Arda enfes oyunlarını nihayete erdiremeyince, bir de üstüne Riera’nın 90 artıdaki kontrası gelince maç 1-2’ye bağlandı. Biz burada Akdeniz havasını koklayalım derken Bosna’da düğün alayı kurulmaya başlamıştı bile.

MAÇTAN NOTLAR

* 2010 Dünya Kupası Avrupa elemeleri 5. Grup’ta Türkiye ile İspanya arasında yapılan maçta, Ali Sami Yen Stadı tarihi günlerinden birini yaşadı. 23 bin kişi kapasiteli stadın tribünleri tamamen dolarken, her koltuğa birer adet olmak üzere bırakılan Türk bayraklarıyla güzel görüntüler oluştu. Ayrıca karşılaşma öncesi statta yüzlerce balon uçuruldu. Yaklaşık 200 İspanyol taraftarı da eski açık ve numaralı tribünde kendilerine ayrılan bölümde takımlarını destekledi.

* Türkiye’nin, tarihinde katıldığı ilk Dünya Kupası olan 1954’teki finallerde yer alan A Milli Takım kadrosundan hayatta olanlar, karşılaşmayı tribünden izledi. 1954 Dünya Kupası’na katılmak için yapılan elemelerde İspanya’ya karşı Türk Milli Takımı tarihindeki ilk ve tek galibiyeti alan milli takım kadrosu, Futbol Federasyonu’nun davetlisi olarak maça geldi. 1954’teki milli takım kadrosundan Şükrü Ersoy, Erol Keskin, Feridun Bugeker, Burhan Sargın, Recep Adanır, Bülent Eken, Rıdvan Bolatlı ve Suat Mamat, karşılaşmayı protokol tribünü yanındaki tribünde kendilerine ayrılan bölümde takip etti.

* Karşılaşma öncesi seremoni sırasında İspanya Milli Marşı, Türk taraftarlar tarafından ıslıklandı. İspanya’da 28 Mart Cumartesi günü yapılan maçta İstiklal Marşı’nın bir grup İspanyol tarafından ıslıklanmasına misilleme yapan Türk futbolseverler, Ali Sami Yen Stadı’ndaki rövanşta İspanyolların marşını ıslıkladı. Önceki gün İspanya Futbol Federasyonu’nca, İspanya’daki ıslıklama olayı için özür dilenmişti.

* Fildişi Sahili-Malavi 2010 Dünya Kupası eleme grubu maçında duvar çökmesi sonucu hayatını kaybeden sporseverlerin anısına maç öncesi bir dakikalık saygı duruşu yapıldı.

* Türk taraftarlar, tribünlerde Türkçe ve İspanyolca pankartlar açtı. Yeni açık tribününde İspanyolca olarak ‘Oh, Tanrım, Türkler Geliyor’ şeklinde pankart asan taraftarlar, ayrıca ‘Amansız asla pes etmez’ ve ‘Ramos üzülür, İbrahim Üzülmez’ şeklinde pankartlarla millilere destek verdi.

* Milli Takımlar Teknik Direktörü Fatih Terim, ilk maçtaki ilk 11’de değişiklik yapmazken, cumartesi akşamki maçın aksine Nihat değil Tuncay kaptan olarak sahadaydı. Volkan Demirel, Arda Turan, Hakan Balta ve Gökhan Ünal ise sahaya yan tarafında ‘Amansız ol’ yazılı kramponlarla çıktı.

* İspanya Teknik Direktörü Vicente Del Bosque, İstanbul’da yapılan maçta, ilk 11’de üç değişiklik yaptı. İspanya’daki ilk maçta ilk 11’de forma giyen Raul Albiol ve David Villa, dün akşam kadroda yer almazken, Santiago Cazorla ise yedek soyundu. Del Bosque, bu oyuncuların yerine Carlos Marchena, David Silva ve Albert Riera’ya ilk 11’de görev verdi. İlk maçta 18 kişilik kadroda yer almayan Fenerbahçeli Daniel Güiza ise 18 kişilik kadroda yer aldı.

* Karşılaşmayı Devlet Bakanı Murat Başesgioğlu ile Bayındırlık ve İskan Bakanı Faruk Nafiz Özak da protokol tribününden izledi. UEFA Asbaşkanı Şenes Erzik, Futbol Federasyonu Başkanı Mahmut Özgener ve bazı kulüp başkanlarının yanı sıra Efes Pilsen Basketbol Takımı’nın teknik heyet ve oyuncuları maçı izleyenler arasındaydı. İspanya’yı Avrupa Şampiyonu yapan ve şu an Fenerbahçe’yi çalıştıran Luis Aragones de maçı tribünden izledi.

Kaynak : Bağış Erten – Radikal

Bu konu hakkındaki yorumunuz

  

  

  

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE