SİYAH DERİ, BEYAZ MASKE

Michael Jackson’ın durumunda en ilginç olan  onun bedeniyle olan sorunlu ilişkisiydi. Gösterilene beden dersek, gösterene medya dersek, gösterge pop star Michael Jackson’dır
Trajik bir ölüm bu. Bir yönüyle gerçek gibi görünüyor, bir yönüyle ise hayali, sanki hiç olmamış gibi, zaten Maichael Jackson’ın da yaşamı hiç olmamış bir yaşam gibi. Gerçeğin simulakrı. Yani göstergenin göstergesi. Değil mi ya, Michael Jackson’ın neredeyse bütün yaşamı medyanın gözlerinin önünde, onun takibi altında yaşandı. Onun hakkında ne biliyorsak, medyanın bize gösterdiğiydi. Biz, bilmiyorum, hiç gerçek Jackson’ı görebildik mi? Ona dokunanlar olmuştur tabii; acaba onlar gerçeğine mi yoksa onlara sunulan hayaline mi dokundular. Temas bile çoğu zaman hayalî ve imkânsız olabilir. Yanılmıyorsam çok çocuklu bir işçi ailesinin çocuğuydu. Gösteri dünyasına daha 10’lu yaşlarında kurdukları bir aile grubu olan “The Jackson Five” (Jackson Beşlisi) ile girmişlerdi. Büyük satış başarısı da yakalamışlardı. Ancak ne var ki piyasanın başarı hedefi olarak gösterdiği şey çoğu zaman gerçek bir başarısızlık olabilir. En nihayetinde yaşamın amacı kendine rağmen başarılı olmak değil, kendinle birlikte ve uyum içinde başarılı olmaktır. Bilirsiniz, başarının ölçütleri de her zaman değişir. Piyasanın başarı ölçütü olarak koydukları aslında hayalî birer ölçüttür aslında. Neyin başarı neyin başarısızlık olarak nitelendiği toplumsal sistemlere göre değişiklikler gösterir. Kapitalizmde bunun yegâne ölçütü sermaye, yani paradır.

Beyazlaşan beden

Michael Jackson’ın durumunda en ilginç olan şey bana göre onun bedeniyle olan sorunlu ilişkisiydi. Gösterilene beden dersek, gösterene medya dersek, gösterge pop star Michael Jackson’dır. İmajlar ardında saklı olan Jackson’dır.  Trajik bir kurban. Bedeniyle olan sorunlu ilişkisini Jackson’ın trajedisinin kökeni ve esası olarak görüyorum. Medya bedeninin çevresini imajlarla ölüp cilaladıkça, sahte ve yapay bir beden ortaya çıkarınca, Michael Jackson bedenini dönüştürmeye çalışmıştır sanki. Yoksa siyah tenini beyazlaştırmaya çalışmasını siyah ırkın beyaz ırka özentisi olarak değerlendiremeyiz sadece. Ya da ikinci eşinden olan çocuklarının yüzünü kapatarak onları medyaya kapatması, onların bedenini koruma çabası değil midir? Medya virüs yayıyordur, bedeni ihlal ediyor, onu hayalî bir imaja dönüştürüyor, gerçekliğini ihlal ederek metalaştırıyordur. Michael’ın hayatının hikâyesi bir bakıma bedeninin de hikâyesidir. “Otoerıotik” dansın mucidi olan bu bedenin aynı zamanda “uzaylı yürüyüşü” (moonwalk) yapması, tıpkı bir robot (ya da kukla gibi) gibi dans ederek bedensel yabancılaşmasını ortaya koyması belki bilinçli bir çabanın sonucu değildi, ama asıl gerçeklik bilinçsizce yapılan şeylerin en sonunda anlamlı ve çok bilinçli bir bütün ortaya çıkarması değil midir? Önceden düşünülse yapay olacaktır; kendiliğinden ortaya çıkan samimidir.
Hayalî bir beden acı çeker mi, ağrır mı? Acı çekmek duygusal bir çağrışım yaratırken ağrı tamamen maddeseldir. Michael Jackson’ın bedeni ağrıyordu. Bunu müptelası olduğu ağrı kesicilerden öğreniyoruz. Hatta birine o kadar derin bağlarla bağlıdır ki hakkında şarkı bile yazmıştır. Ağrıyan beden ağrı kesicilerle ayakta durmakta, ferahlamaktadır. Michael Jackson’ın ölümü varolduğunu kanıtlamaya çalışan bir bedenin enkaza dönüşmesiyle gerçekleşmiştir. Onu tekerlekli sandalyede çok gördük. Çocuklara yönelik “sapkın olduğu iddia edilen ilgisi” de bedenseldir. Çocuk bedeni saf, temiz, taze ve körpedir. Hayalî değil, gerçektir. Onlarla uyumuş olması kimi ne kadar ilgilendirir? Devamlı ihlal edilen beden en sonunda iflas etmiştir. Beyazlaşan teni, değişen/dönüşen beyazlara özgü burnu, “hiçülke” anlamına gelen “Neverland” malikânesi, bütün bunlar hayalî bir bedeni imlemektedir. Piyasa onun bedenini parçaladı, lime lime etti, o da bir köşeye çekilerek bedensel bir enkaza dönüşmesini aciz gözlerle seyretti. Sanırım onun istediği şeyler, elde etmesine izin verilen değildi.

Maskeleri düşürmek

Jackson’un ölümü  çok önemli bir kitabı da hatırlatıverdi. Fanon’un ” Siyah Deri Beyaz Maskeler” kitabını… Tam bu zamanda yeniden okunmayı bekliyor. Fanon Fransa’nin Martinique sömürgesinde dünyaya gelir. 1943’te Kuzey Afrika’da yeniden örgütlenen anti-fasist fransiz kuvvetlerine katılır ve savastan sonra Fransa’da kalır, Lyon’da tıp ve psikiyatri egitimi alır. tiyatro oyunlari ve politik yazilar yazmaya baslar ve bir Fransız’la, Jose Duble ile evlenir. Fransa’dan ayrilmadan önce 1952’de ırkcılık ve sömürgecilik uzerine ilk kapsamlı incelemesi olan “Siyah Deri, Beyaz Maskeler” (black skin, white masks) kitabını yayınlar.Franz Fanon’un Yeryüzünün Lanetlileri adlı kitabı altmışlı yılların sömürgecilik karşıtı militanlarının kutsal kitabı olmuştur. Fransa-Cezayir savaşında Cezayirlilerin saflarında dövüşmeyi seçer.

Siyah Deri Beyaz Maskeler Ezilenlerin
Psikolojisi  ve Yabancılaşma,  1996,
Çeviren: Mustafa Haksöz, Sosyalist Yayınları

Kaynak : BirGün

Bu konu hakkındaki yorumunuz

  

  

  

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE