Bu bir kağıt parçasıdır

”GÖRÜŞ VE DÜŞÜNCELERİMİ BAŞBAKAN’A İLETTİM”
Orgeneral Başbuğ, bir başka gazetecinin, ”Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın doğruluğu kanıtlanmamış bir kağıt parçasından hareketle partisinin Şanlıurfa il kongresinde, TSK’yı hedefe oturtmasından hicap duyuyor musunuz?” sorusuna,  ”Hicap duyma esasında çok ağır bir laf. Ben niye hicap duyayım ki bir kere. Kesinlikle öyle bir düşünceye sahip değilim. O konuyla ilgili fikrimi soruyorsanız, bu konuya ilişkin ben görüş ve düşüncelerimi Sayın Başbakan’a ilettim. O konuda söyleyeceğim budur” yanıtını verdi. ”Konuşmanızın başında sert bir tonda, ‘Fitne fesat karıştırmak isteyenler var’ dediniz. Türkiye’nin bekasına karşı bir tavırdan söz ettiniz. Bu konuda bir duyumunuz ya da incelemenin sonucunda vardığınız bir kanaat söz konusu mu?” sorusu üzerine, Orgeneral Başbuğ, şunları kaydetti: ”Şimdi Türkiye’nin bulunduğu coğrafya ortada, problemler ortada. Güçlü bir TSK’nın ve bütünlüğüne sahip bir TSK’nın önemi ortada. Şimdi siz buna zarar verirseniz kime zarar verirsiniz? Sadece TSK’ya mı? Bir noktada, ülkenizin bekasını de riske atıyorsunuz. Biz her zaman söylüyoruz, bir şeyin altını tekrar çiziyoruz: Biz, kanunlara ve yasalara saygılıyız. Kanunlara ve yasalara aykırı hareket edenlere müsamaha etmeyiz. Söylüyoruz açıkça, bunu ifade ediyoruz. TSK da haklı gerekçelere dayalı olarak, arkasında ön yargı olmayan bütün tenkitlere açığız. Biz demiyoruz ki ‘TSK hiçbir şekilde tartışılamaz, TSK ile ilgili olarak hiçbir şekilde tenkit, yorum yapılamaz.’ Biz diyoruz ki ‘evet, olabilir.’ Belki bazıları yararlı, faydalı da olur, buna açığız. Bizim karşı olduğumuz, hiçbir gerçeğe dayanmayan, ön yargılı, ön amaçlı, yıkıcı faaliyetler. Elbette bunları artık geldiğimiz noktada, evet biz bunları fitne ve fesat olayları olarak görüyoruz. Yalnız TSK için değil, devlet, millet için de çok açık. Yaşadığımız olaylar bizi bu noktada ciddi şekilde düşünmeye ve ifade etmeye mecbur kıldı.”

”O, ONLARIN TAKDİRİDİR”
”AK Parti, bu kağıt parçası ortaya çıktığı zaman olağanüstü toplandı, yargıya başvurdu. Yargıya başvurması Askeri Mahkemenin kararından sonra olsa daha iyi olmaz mıydı?” sorusuna, Orgeneral Başbuğ, ”O konu tabii bir takdirdir. O konuda yorum yapmayı ben uygun bulmuyorum. Elbette Türkiye’de hukuk sistemi, devletimizin sistemi var. Her kurum, her müessese verdiği kararı doğru görüyorsa, o, onların takdiridir. O konuda bizim yorum yapmamız uygun olmaz” yanıtını verdi. Orgeneral Başbuğ, ”15 Haziranda yapmış olduğunuz bir açıklama vardı. 16 Haziranda bir gazetede yayımlandı. ‘Belge sahte çıkarsa ne yapacağımızı Türkiye görecek’ şeklinde. Bugün belgenin sahteliği konusunda en azından şu an itibarıyla bir kanaatiniz oluşmuş durumda… TSK’nın hiçbir şekilde bu yıpratma faaliyetlerine katlanamayacağını vurguladınız. Bu çerçevede önümüzdeki dönemde ne gibi metot izleyeceksiniz?” sorusunu, şöyle cevapladı: ”İzliyorsunuz işte, izliyorsunuz yani. Biz hukuk devleti ilkelerine saygılıyız. Bu süreçte de bunu gösterdik. Bir konuyu Askeri Savcılığa verdik. Askeri Savcılıktan konuya ilişkin bir karar gelmeden önce, bir kelime bile konuştuk mu? Bu hukuka olan saygımızdır. Biz, hukuk devleti ilkelerine, hukuka bağlıyız, saygılıyız. Elbette hukuk devleti ilkeleri kapsamında, hukuk çerçevesinde ne yapılacaksa yapılacaktır. Bundan, başka yorumlar çıkarılmasından da üzülürüz.

KONUYU MGK GÜNDEMİNE GETİRECEĞİZ
Elbette bu konulara ilişkin görüş ve düşüncelerimizi yasal platformlarda getiririz. Onu da açıkça ifade ettim. Dedim ki ‘önümüzdeki hafta MGK toplantısında bu konuyu getireceğiz’. Bu konularla ilgili, yaşadığımız süreçle ilgili bazı sorunlar var. Bunlarla ilgili Genelkurmay Askeri Savcılığı suç duyurusunda bulundu. Nedir bunlar? Bakın, ‘söz konusu belge’ lafını kullanıyoruz ama şu anda kağıt, mevcut bilgiler kapsamında. Nerede bulundu? Bir yerde bulundu işte, ayın 4’ünde. Öyle mi? Ayın 6’sında İstanbul’daki mahkemenin oturumunda bu dosya açıldı. Birtakım evraklar var. Peki, 6’sında açıldı, 12’sinde bir gazeteye servis edildi, açık. Şimdi bunu sormaya, sorgulamaya hem hukuk, hem şekil yoluyla hakkımız yok mu? Acaba bir özel kasıt mı var burada? Bunu sormak hem hukuk yoluyla, hem de diğer şekillerde bizim hakkımız. Şimdi bu belgelere bakıyoruz, tuhaf. Bir yığın belge var. O belgeler hakikaten usulüne göre hazırlanmış, uygun, konuları hemen hemen aynı. Çok önemli konular değil aslında. Bu iddia edilen belge ise onlarla hiçbir ilişkisi olmayan, içerik olarak, artı hazırlanış şekli olarak farklı bir belge. Olabilir, ona da itirazımız yok.

FOTOKOPİ BELGENİN ÜZERİNDE NİSAN 2009 YAZMIYOR
Peki, şu soruyu sormaya hakkımız yok mu? Bu belgenin Nisan 2009’da hazırlandığını kim tespit etti? Kim tespit etti. Belgenin üzerinde hiçbir tarih yok, arkadaşlar. Soruşturma kapsamında birtakım raporlar hazırlandı. Birisi Jandarma Genel Komutanlığımızın hazırladığı kriminal rapor. 17’sinde hazırlandı, özel kuryeyle gönderildi. 19 ve 20’sinde bu kriminal raporun bazı parçaları, bazı basın organlarında yer aldı. Niye? Hem de işin acı tarafı, belgenin tümü de değil. Nedir bu? Kamuoyu oluşturmaktır. Bakın bugün ilk defa bir ifade kullandım, medya üzerinden asimetrik bir psikolojik harekat yapılıyor.

KRİMİNAL RAPOR BAZI GAZETELERE SERVİS EDİLDİ
Emniyet Genel Müdürlüğü Kriminal Dairesi tarafından bir rapor hazırlandı, 22 Haziranda. Niçin? Şimdi bu soruyu sormak hakkım değil mi? Şimdi bunlar tabii ki elbette bizi de düşündürüyor. Biz burada düşünmeyle kalmadık, aynı zamanda Genelkurmay Askeri Savcılığı bu konularla ilgili hukuki süreci başlattı ve suç duyurularında bulundu. İlgili makamlar da bu konularla ilgili araştırmalarına başladı. Bunlar yanlış. Bırakın süreci normal mecrasında aksın. Bırakın doğru neyse çıksın. Bizim ona hiç itirazımız yok ama siz doğrunun çıkmasını beklemeden devamlı bu hukuk sürecini dinamitlerseniz ne olacak bu Türkiye’nin hali? Bunu hakikaten, ciddi olarak hep beraber düşünelim.”

”TRAJİK DURUMLAR YAŞIYORUZ, KARA MİZAH ÖRNEĞİ…”
Orgeneral Başbuğ, bazen kara mizah örneği trajik durumların yaşandığına dikkati çekerek, konuşmasını şöyle sürdürdü: ”Genelkurmay Askeri Savcılığının açıklaması, Çarşamba günü yanılmıyorsam saat 14.50’de ajanslara verildi. Uzun bir açıklama, 3 sayfa. Saat 15.00’den itibaren tüm televizyon kanalları son dakika haberlerine başladı. Şimdi, 14.50’de verildi, 15.00’de son dakika haberleri başladı, yorumlar başladı. Ben birini takip ettim, saat 15.00’te. Yorumu yapanlar inanın daha o Genelkurmay Askeri Savcılığının açıklamasını görmemişler. Çünkü, o anda televizyonlarda da yok ve 15.00’da çıkıyor biri diyor ki ‘Olacağı buydu. Ben zaten başka bir şey beklemiyordum. İşte, şöyle şöyle şöyle…’ Ya, ayıptır bu ayıp.

Sayfalar: 1 2 3 4 5

Bu konu hakkındaki yorumunuz

  

  

  

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE