| 
Michael Jackson’ın durumunda en ilginç olan onun bedeniyle olan sorunlu ilişkisiydi. Gösterilene beden dersek, gösterene medya dersek, gösterge pop star Michael Jackson’dır
Trajik bir ölüm bu. Bir yönüyle gerçek gibi görünüyor, bir yönüyle ise hayali, sanki hiç olmamış gibi, zaten Maichael Jackson’ın da yaşamı hiç olmamış bir yaşam gibi. Gerçeğin simulakrı. Yani göstergenin göstergesi. Değil mi ya, Michael Jackson’ın neredeyse bütün yaşamı medyanın gözlerinin önünde, onun takibi altında yaşandı. Onun hakkında ne biliyorsak, medyanın bize gösterdiğiydi. Biz, bilmiyorum, hiç gerçek Jackson’ı görebildik mi? Ona dokunanlar olmuştur tabii; acaba onlar gerçeğine mi yoksa onlara sunulan hayaline mi dokundular. Temas bile çoğu zaman hayalî ve imkânsız olabilir. Yanılmıyorsam çok çocuklu bir işçi ailesinin çocuğuydu. Gösteri dünyasına daha 10’lu yaşlarında kurdukları bir aile grubu olan “The Jackson Five” (Jackson Beşlisi) ile girmişlerdi. Büyük satış başarısı da yakalamışlardı. 

Seks bağımlısı bir kadının yaşamını anlatan film Türkiye’de vizyona giriyor. Film için dağıtımcı firma ince bir ayar geçti. Türkiye’de bu cuma gösterime girecek olan, “Bir Kadının Seks Günlüğü” (Diario de Una Ninfómana) adlı İspanyol yapımı filmin afişi ülkemizde de olay yarattı. Filmin bir kadının iç çamaşırına elini soktuğu orijinal afişi önce İspanya ardından da İtalya’da yasaklanmıştı. Filmin Türkiye dağıtımcılığını üstlenen firma daha farklı bir yol izledi. Firma yapımcılardan filmin ikinci afişini istedi. Ancak ikinci afişte yer alan çıplak kadın görselinin de tepki çekmesinden korkuldu ve çıplak popoya külot giydirildi. Film, Valerie Tasso’nun kendi hayatından esinlenerek yazdığı “Insatiable: The Sexual Adventures Of A French Girl In Spain” (Doyumsuzluk: Fransız Bir Kızın İspanya’daki Seks Maceraları) adlı romanından uyarlandı. 

URFA – Yapımcılığını Şiva Film, yönetmenliğini Aydın Bağardı’nın üstlendiği ve bölgeye “suyla gelen” değişimi anlatan sinema filmi, “Biraz Tuz Biraz Biber”in çekimleri Urfa’da başlıyor. Senaryosunu Fulya Özinanç’ın yazdığı ve Kültür Bakanlığı’nın da desteği ile hayata geçirilen “Biraz Tuz Biraz Biber”, geçmişin acısıyla çatlamış kurak toprakları sulayarak gelen barajların getireceği berekete odaklanıyor. Sosyal yardımlaşmanın artmasını, eğitim, ziraat, ekolojik ve dolayısıyla da sağlığın nasıl önemli kılınmaya başladığına dikkat çeken film, gelenekle gelecek arasında sıkışmış insanlara yol gösterirken GAP’a da işaret ediyor. 

Görkem Yektan “En İyi Kadın Oyuncu”, Nadir Sarıbacak “En İyi Erkek Oyuncu” (sağda), Mahmut Fazıl Coşkun “En İyi Yönetmen” ödülünü kazandı.
Adana 16’ncı Altın Koza Film Festivali’nde Aslı Özge’nin yönettiği ‘Köprüdekiler’ adlı film ile Pelin Esmer’in yönettiği ’11’e 10 Kala’ filmleri ‘En iyi film’ seçilerek, büyük ödülü paylaştı. 8-14 Haziran tarihleri arasında düzenlenen festivalin Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması sonuçları düzenlenen törenle açıklandı. Merkez Park Amfi Tiyatrosu’ndaki gecenin sunuculuğunu Şebnem Dönmez yaptı. Amfi girişine sanatçılar ve misafirler için kırmızı halı döşendi. 2 bin kişilik amfi tiyatronun dolduğu gecede, içeri giremeyen vatandaşlar da töreni amfi tiyatro dışına hazırlanan dev sinevizyondan izledi. 

Eski bir Özel Operasyon subayının İslam’ın emrinde eylemlere soyunmasını anlatırken, ‘medeniyetler ittifakı’na da katkıda bulunmayı hedefleyen ‘Hain’, felsefi yanından çok aksiyonvari tarzıyla dikkat çekiyor. Hollywood, her yeni filmle birlikte İslam’a daha da yakınlaşma derdinde. Bu, doğrusu ‘öteki’yi anlama ve onunla yaşama çabalarını da içeriyor. Ama ‘gidiş yoluna’ verdiğimiz puanlar artsa da nihayetinde problemin gerçek cevabı bulunamıyor. Çünkü siyasal İslam’ın, meseleyi ‘cihat’ olarak ortaya koyması ve ‘küffar’ı eninde sonunda yok etmeyi hedeflemesi, bir kere silahsız çözümlere imkân bırakmıyor. Bir de genel bir perspektif içinde İslam dünyasına hâkim olan yoksulluk, geri bırakılmışlık, eşitsiz gelir dağılımı ve bütün bu olumsuz tabloların düzelmesine dair umutsuzluk, ellerin tetiği uzanmasına ortam hazırlıyor. Bu durumda, Batı’nın 11 Eylül sonrası korkuları katmerleşiyor, yani bu denklem, her yeni adımda aradaki mesafeyi açıyor, medeniyetler ittifakı tezi yara alıyor. 

Ünlü şair Nâzım Hikmet, ölümünün 46’ıncı yılında çeşitli etkinliklerle anılıyor. Nâzım Hikmet için düzenlenen anma etkinlikleri devam ediyor. Bu çerçevede geçen hafta sonunda Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde iki etkinlik yapıldı. İlk etkinliği, 78’liler Federasyonu, Mustafa Suphi Kültür Derneği, Özgür Eğitim Platformu ve AKA-DER birlikte düzenledi. Bu etkinlikte Nazım Hikmet’in sanat anlayışı ve mücadelesine ilişkin konuşmalar yapıldı, şiirleri okundu, bu arada Tiyatro Günyüzü tarafından konser verildi.
İkinci etkinlikte ise Özgür Sahne isimli tiyatro topluluğu, Nazım Hikmet’in ‘Yolcu’ isimli tiyatro oyununu sahneledi. Özgür Sahne Genel Sanat Yönetmeni Turgay Öz, “Bizim tiyatromuz için Nazım Hikmet vazgeçilmezdir. Onun eserlerini şimdiye kadar büyük bir keyifle sahneledik. Bundan sonra da sahnelemeye devam edeceğiz” dedi.
Öz, Yolcu isimli oyunun yarın Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde seyirciye bir kez daha sunacaklarını ifade etti. Kaynak : Birgün 
Dünyaca ünlü Türk yönetmen Ferzan Özpedek, İtalya’nın aylık erkek dergisi FoxUomo’nun Haziran sayısında yayınlanan röportajında “Yüzde yüz İtalyan’ım” dedi. “Herkes benden hoşlanmayabilir ama böylesi daha iyi” başlığıyla üç sayfa ayrılan röportajda “50’nci yaşını kutlayan Türk asıllı yönetmen yüzde 100 İtalyan. Yaşlanmaktan ve eleştirilerden korkmuyor” yorumu yapılırken, Özpetek’in “Benim için sadece izleyici önemli” sözleri ön plana çıkarıldı. Ağustos ayında Puglia’da başlayacağı yeni filmi ‘Mine Vaganti’nin (Serseri Mayınlar) çekimleri arifesinde Ferzan Özpetek, geçirdiği yarım yüzyılın değerlendirmesini yaptığı röportajında, yaşlanmaktan korkmadığına vurgu yaparak, “Harika bir yaş olduğuna inanıyorum. 
| |