| 
Hastalık ilerlediği zaman da çok geç kalınmış olur! Göz hastalıkları uzmanı Doç.Dr. Özlem Evren, glokom hastalığında erken tanının önemine işaret ederek “Hastalar başlarda görme duyularında bir kayıp hissetmedikleri için hastalığı fark etmez. Çünkü önce çevredeki görme alanı daralır, görme keskinliği zamanla azalır. Hastalık ilerlediği zaman da çok geç kalınmış olur” dedi. Ankara Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi göz hastalıkları uzmanı Evren, Dünya Glokom Günü nedeniyle yaptığı açıklamada, glokomun, göz içi basınca bağlı olarak gelişen, görme sinirinin hasarı ve görme hücrelerinin kaybıyla sonuçlanan bir hastalık olduğunu bildirdi. Halk arasında “göz tansiyonu” olarak bilinen glokomun geriye dönüşümüolmayan körlük nedenleri arasında 2. sırada yer aldığını belirten Evren, hiçbirbelirti vermeden ilerlediği için “sinsi” bir hastalık olduğuna dikkati çekti. 

ABD’de yapılan bir araştırma yumurta hakkında merak edilenleri ortaya çıkardı ABD’de yapılan bir araştırma, yumurtada bulunan yüksek kalitedeki proteinin kas gelişimi ile enerji ve tokluk hissine önemli katkıda bulunduğunu gösterdi. Illinois Üniversitesi araştırmacıları, 25’ten fazla protein araştırmasını gözden geçirdiklerinde, yumurtadaki proteinin düzenli ve sürdürebilir enerji sağlamasının yanı sıra düzeyi düştüğünde verim veya enerji azalmasına yol açan kan şekeri veya ensülin seviyesinde dalgalanma yaratmadığını belirledi. 

Avustralyalı araştırmacılar, sentetik biyomateryallerin kemik greflerinin ve kemik hastalıklarının tedavi edilmesinde yardımcı olduğunu ortaya çıkardı.Biyomateryalin kemik iyileşmesinin birinci aşamasını başlattığını söyleyen Queensland Teknoloji Üniversitesi’nden Dr. Cameron Lutton, “Biyomateryal kan ile birbirini etkiliyor ve erken kemik iyileşme olayını taklit ediyor” dedi. Kemik grefi (yaması) ya da sentetik materyaller iyileşme sürecinde yardımcı olarak kullanılıyor, ancak bunların bir sınırı var. Avustralyalı araştırmacılar tarafından üretilen biyomateryaller ise vücudun doğal pıhtılaşma sürecini ve kemik gelişimini teşvik ediyor. 

Dönem dönem zayıflamak isteyenler arasında salgın bir hastalık gibi hızla yayılan ‘mucize formüller’ türer. Şu sıralar lahana suyu hapları popüler mucize formüllerin başında geliyor. Sabahları aç karına içilen ılık limon suyu, en meşhur formül. Maydanoz sapı suyu, beyaz lahana suyu ve de kekik suyundan bıkmıştık ki şimdi de hapları çıktı. Bir de herkesin emin bir edayla “aman ha diye!” söze başladığı önerileri var ki, kilo almamak için, doğru yanlış bilmeden birçoğumuz uymuştur bunlara. Patates kilo aldırır, kepek ekmek zayıflatır, ıspanak diyet için iyidir… Bu tarz örnekleri çoğaltmak mümkün. Biz de işin uzmanına ‘doğru bildiğimiz yanlışlar’ın şu sıralar en popüler olanlarını sorduk. Memorial Hastanesi’nin beslenme ve diyet bölümünden diyetisyen İpek Ağaca, 7 madde halinde sıraladığımız ve artık neredeyse sloganlaşmış diyet formülleri hakkında bakın neler söylüyor. 

Gripten kolunuzu kaldıracak haliniz kalmasa bile son enerjinizi de tavuk suyu çorba pişirmeye kullanın ve iyileşin!.. İnsanlarla temas halindeyseniz; vaktinizin bir kısmını burun çekerek, öksürerek, hapşırarak geçirmeniz kaçınılmazdır. Soğuk algınlığına yakalanmaktan kurtulmanın herhangi bir yolu yoktur. Soğuk algınlığını, tam anlamıyla tedavi de edemezsiniz. Ama daha çabuk kurtulmanızı sağlayan bazı yöntemler vardır. Üç yöntem, bu süreci hızlandırmak için gerçekten de etkilidir. Bunlar, soğuk algınlığının süresini 5 ya da 3 güne düşürebilir. O yüzden, hastalandığınızı hissettiğiniz ilk anda bunlardan birini yapın: 

Uykusuz kalındığında bozulan ilk işlevlerden biri de bellek, dil becerileri, soyut düşünme ve değerlendirme gibi bilişsel fonksiyonlardır. Geç saatlere dek uykusuz kalmak bir süre sonra kişide bellek sorunlarının oluşmasına yol açar. Verimli bir iş yaşamı için kişinin ortalama 8 saat uyuması gerektiğine dikkat çeken Anadolu Sağlık Merkezi Nöroloji Uzmanı Dr. Ferda Korkmaz, uyku eksikliğinin yol açtığı sonuçları anlattı. Tıbbın uyku ile henüz bilmediği çok şey olmakla birlikte artık biliyoruz ki bedenin onarımı, çeşitli madde ve hormonların sentezi, hafızanın yapılandırılması, psikolojik dinlememiz uykunun belli dönemlerinde gerçekleşiyor. 

Tabağınızda daha az kırmızı et olması, kemiklerinizin üstünde daha az et anlamına gelebilir. Tabii, bitkisel kaynaklar yerine canlı stoğunu tüketmenin omuzlarınıza bindirdiği yükü de azaltır… Hayvansal ürünleri daha az tüketen ya da hiç yemeyenlerin kilolu veya obez olma riski de et yiyenlere göre daha düşüktür! DIŞLAMAYIN, ORTA YOLU BULUN
Bunlar sizi et lokantasından uzak tutacak kadar korkutmadı mı? O zaman şunu düşünün:
* Et tüketimini azaltmak; diyabet ve kalp krizine yakalanma riskinizi düşürür. Aslında, kırmızı et yerine bitkisel proteinleri koyan menopoz sonrası kadınlar, koroner kalp yetmezliğinden ölüm oranlarını yüzde 30 azaltıyor. 
| |