Polis Vakit’i bassa

Ahmet HAKAN

ASLA olmaz ya…

Diyelim ki oldu.

 

Diyelim ki sabahın kör vakti, kahraman Türk polisi, “Vakit” adlı gazeteyi bastı.

Gerekçeyi de “Ergenekon” olarak açıkladı.

Düşünüyorum:

Bu durumda ben ne yapardım?

Vural Savaş: Sözcü Gazetesi’ne veda ederken

Vural Savaş

Sözcü yazarı Vural Savaş yazdı…

Sözcü Gazetesi’ne veda ederken

Prof. Dr. Muammer Aksoy, 31 Ocak 1990 günü öldürülmeden birkaç saat önce Emin Çölaşan’a şunları anlatıyordu:

“Türkiye’de laiklik ilkesi çok kolay kabul edilmiş gibi, bunu tehlikeye atmayı göze alanlar var… Türkiye laikliği kabul ettiği için demokrasiye ve hürriyetlere gitti sonunda… Demokrasinin kısıtlı olması ve hatta bir süre için askıya alınması bile ileride demokrasinin yeniden gelmesine engel olmaz… Ama laiklik bir defa elden gitti mi, bir daha gelmez…”

O da…

Yılmaz Özdil

Kasvetli bi hava var dışarda.

Tükürür gibi yağıyor.

*

Güya ampul yanıyor…

Oda’larda ışıksızım.

*

Şaşırtıcı değil aslında; kozmik oda’nın basıldığı, çalışma oda’larına kulak, yatak oda’larına gizli kamera yerleştirildiği, insanları domuz bağıyla öldürüp oturma oda’larına gömenlerin halay çeke çeke bırakıldığı, hemşirelerin hastane oda’sında gözaltına alındığı, laiklik karşıtı fiillerin oda’ğı tarafından yönetilen ülkede… Adam gibi adam’ın içeri tıkılması normaldir.

Kılıç: Yüksek yargı bugüne dek uyudu

Murat Yetkin

Anayasa Mahkemesi Başkanı: Arkadaşlara sordum, birikmeyi nasıl çözeriz diye toplantı bile yapmamışlar. Mesaj vermekle sorun çözülmüyor.

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, ‘yüksek yargı’nın bugün içinde bulunduğu durumda yıllardır yargıdaki birikimi gidermek için çaba harcamamış olmasının payı olduğunu söyledi. Radikal’in sorularını yanıtlayan Kılıç, Yargıtay ve Danıştay başkanlarının bugüne dek üyeleriyle yargıdaki birikmeyi nasıl çözebileceklerine dair bir toplantı yapmadıklarını öne sürerek “Üzülerek söyleyeyim, yüksek yargı bugüne dek uyumaktan başka bir şey yapmadı” dedi. Kılıç, “Belli günlerde konuşma yapıp mesaj vererek sorun çözülmüyor” diye konuştu.

Beş’ik…

Yılmaz Özdil

Bugün 12’si.

Beş ay oldu.

Referandum geçeli…

*

Demokrasinin beş’iği olacağız demişlerdi…

Bakalım hele, şu beş’ikteki nurtopuna!

İki tarafın da hoşuna gitmeyecek bir yazı

Ahmet Hakan

BENİM Süheyl Batum’u eleştirmem ile Başbakan Erdoğan’ın Süheyl Batum’u eleştirmesi arasında fark var.

Başbakan Erdoğan, Süheyl Batum’u…

– Orduya “kâğıttan kaplan” dediği için…

– “Kahraman” ordumuzu küçük düşürmeye yeltendiği için…

– ABD’nin ordunun içini boşalttığını iddia ettiği için…

– Orduyla top gibi oynadığı için…

Kıyasıya eleştirdi.

Kâğıttan kaplan

Yılmaz Özdil

Harp Okulu’nu birincilikle bitiren teğmenin cep telefonuna, bizzat polis tarafından teröristin telefon fihristi yüklenirken… Polisler askere gitmesin diye özel kanun çıkartıp “yırttınız” diyen kimdir?

a) Behzat Ç.

b) Komser Kolombo

c) Bekçi Murtaza

d) Süheyl Batum

e) Hiçbiri

*

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE