27 Nisan Muhtırası

Genelkurmay’dan akşam saatlerinde sert bir açıklama geldi. Açıklamada Çankaya seçimlerindeki tartışmalara değinildi..

Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, son günlerde, Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde öne çıkan sorunun, laikliğin tartışılması konusuna odaklanmış durumda olduğu belirtilerek, ”Bu durum, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından endişe ile izlenmektedir. Unutulmamalıdır ki, Türk Silahlı Kuvvetleri bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur. 

Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri yapılmakta olan tartışmaların ve olumsuz yöndeki yorumların kesin olarak karşısındadır, gerektiğinde tavrını ve davranışlarını açık ve net bir şekilde ortaya koyacaktır. Bundan kimsenin şüphesinin olmaması gerekir” denildi.

Genelkurmay Başkanlığı’nın internet sitesinde yer alan basın açıklamasında, Türkiye Cumhuriyeti devletinin, başta laiklik olmak üzere, temel değerlerini aşındırmak için bitmez tükenmez bir çaba içinde olan bir kısım çevrelerin, bu gayretlerini son dönemde artırdıklarının müşahede edildiği ifade edildi.

Açıklamada, şunlar kaydedildi: ”Uygun ortamlarda ilgili makamların, sürekli dikkatine sunulmakta olan bu faaliyetler; temel değerlerin sorgulanarak yeniden tanımlanması isteklerinden, devletimizin bağımsızlığı ile ulusumuzun birlik ve beraberliğinin simgesi olan milli bayramlarımıza alternatif kutlamalar tertip etmeye kadar değişen geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır.

Bu faaliyetlere girişenler, halkımızın kutsal dini duygularını istismar etmekten çekinmemekte, devlete açık bir meydan okumaya dönüşen bu çabaları din kisvesi arkasına saklayarak, asıl amaçlarını gizlemeye çalışmaktadırlar. Özellikle kadınların ve küçük çocukların bu tür faaliyetlerde ön plana çıkarılması, ülkemizin birlik ve bütünlüğüne karşı yürütülen yıkıcı ve bölücü eylemlerle şaşırtıcı bir benzerlik taşımaktadır.

Bu bağlamda; Ankara’da 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutlamaları ile aynı günde kuran okuma yarışması tertiplenmiş, ancak duyarlı medya ve kamuoyu baskıları sonucu bu faaliyet iptal edilmiştir. 22 Nisan 2007 tarihinde Şanlıurfa’da; Mardin, Gaziantep ve Diyarbakır illerinden gelen bazı grupların da katılımı ile, o saatte yataklarında olması gereken ve yaşları ile uygun olmayan çağ dışı kıyafetler giydirilmiş küçük kız çocuklarından oluşan bir koroya ilahiler okutulmuş, bu sırada Atatürk resimleri ve Türk bayraklarının indirilmesine teşebbüs edilerek geceyi tertipleyenlerin gerçek amaç ve niyetleri açıkça ortaya konulmuştur.

Ayrıca, Ankara’nın Altındağ ilçesinde ‘Kutlu Doğum Şöleni’ için ilçede bulunan tüm okul müdürlerine katılım emri verildiği, Denizli’de İl Müftülüğü ile bir siyasi partinin ortaklaşa düzenlediği etkinlikte ilköğretim okulu öğrencilerinin başları kapalı olarak ilahiler söylediği, Denizli’nin Tavas ilçesine bağlı Nikfer beldesinde dört cami bulunmasına rağmen, Atatürk İlköğretim Okulunda kadınlara yönelik vaaz ve dini söyleşi yapıldığı yolunda haberler de kaygıyla izlenmiştir.

Okullarda kutlanacak etkinlikler, Milli Eğitim Bakanlığı’nın ilgili yönergelerinde belirtilmiştir. Ancak, bu tür kutlamaların yönerge dışı talimatlarla yerine getirildiği tespit edilmiş ve Genelkurmay Başkanlığınca yetkili kurumlar bilgilendirilmesine rağmen herhangi bir önleyici tedbir alınmadığı gözlenmiştir.

Anılan faaliyetlerin önemli bir kısmının bu tür olaylara müdahale etmesi ve engel olması gereken mülki makamların müsaadesi ile ve bilgisi dahilinde yapılmış olması meseleyi daha da vahim hale getirmektedir. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür.

Cumhuriyet karşıtı olan ve devletimizin temel niteliklerini aşındırmaktan başka amaç taşımayan bu irticai anlayış, son günlerdeki bazı gelişmeler ve söylemlerden de cesaret almakta ve faaliyetlerinin kapsamını genişletmektedir. Bölgemizdeki gelişmeler, din ile oynamanın ve inancın siyasi bir söyleme ve amaca alet edilmesinin yol açabileceği felaketlerin ibret alınması gereken örnekleri ile doludur.

Kutsal bir inancın üzerine yüklenmeye çalışılan siyasi bir söylem veya ideolojinin inancı ortadan kaldırarak, başka bir şeye dönüştüğü, ülkemizde ve ülke dışında görülebilmektedir. Malatya’da ortaya çıkan olayın bunun çarpıcı bir örneği olduğu ifade edilebilir.

Türkiye Cumhuriyeti devletinin çağdaş bir demokrasi olarak, huzur ve istikrar içinde yaşamasının tek şartının, devletin Anayasamızda belirlenmiş olan temel niteliklerine sahip çıkmaktan geçtiği şüphesizdir.

Bu tür davranış ve uygulamaların, Sayın Genelkurmay Başkanı’nın 12 Nisan 2007 tarihinde yaptığı basın toplantısında ifade ettiği ‘Cumhuriyet rejimine sözde değil özde bağlı olmak ve bunu davranışlarına yansıtmak’ ilkesi ile tamamen çeliştiği ve Anayasanın temel nitelikleri ile hükümlerini ihlal ettiği açık bir gerçektir.

Son günlerde, Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde öne çıkan sorun, laikliğin tartışılması konusuna odaklanmış durumdadır. Bu durum, Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından endişe ile izlenmektedir.

Unutulmamalıdır ki, Türk Silahlı Kuvvetleri bu tartışmalarda taraftır ve laikliğin kesin savunucusudur. Ayrıca, Türk Silahlı Kuvvetleri yapılmakta olan tartışmaların ve olumsuz yöndeki yorumların kesin olarak karşısındadır, gerektiğinde tavrını ve davranışlarını açık ve net bir şekilde ortaya koyacaktır. Bundan kimsenin şüphesinin olmaması gerekir.

 Özetle, Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk’ün, ‘Ne mutlu Türküm diyene!’ anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti’nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır.

Türk Silahlı Kuvvetleri, bu niteliklerin korunması için kendisine kanunlarla verilmiş olan açık görevleri eksiksiz yerine getirme konusundaki sarsılmaz kararlılığını muhafaza etmektedir ve bu kararlılığa olan bağlılığı ile inancı kesindir.

Kamuoyuna saygı ile duyurulur.”

Kaynak : İnternethaber.com

Başbakan’ın büyük oğlu gemi sahibi oldu

Gıda dağıtım işinden denizcilik sektörüne geçen Başbakan’ın büyük oğlu Burak Erdoğan ve ortağı, Safran 1 adlı kuru yük gemisiyle taşımacılık yapacak…

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın büyük oğlu Ahmet Burak Erdoğan’ın yüzde 50 hissesine sahip olduğu MB Denizcilik Taşımacılık Limited Şirketi ilk gemisini satın aldı. Burak Erdoğan’ın MB’deki ortağı Mert Çetinkaya. Çetinkaya, 50 yıllık denizci bir ailenin oğlu.

Başbakan Erdoğan ve ailesi İstanbul’da Ülker firmasının bölge bayiliğini yapan Emniyet Gıda ve İhsan Gıda’daki hisselerini devrettikten sonra, Erdoğanlar’ın büyük oğlu Burak Erdoğan’ın yeni bir iş kurmak için arayış içinde olduğu biliniyordu.

Bu arayışlar 2006 Nisan ayında sonuç verdi. Erdoğan Ailesi’nin 3 ferdi 10 Nisan 2006’da Türkuaz Denizcilik adlı şirketi satın alarak adını Bumerz Denizcilik olarak değiştirdi.

Bumerz’in Yönetim Kurulu şu isimlerden oluştu: Ahmet Burak Erdoğan, Mustafa Erdoğan (Tayyip Erdoğan’ın kardeşi), Ziya İlgen (Tayyip Erdoğan’ın kızkardeşi Vesile İlgen’in eşi) Ziya İlgen, Erdoğan Ailesi’nin hisse devirlerinden önce Emniyet Gıda ve İhsan Gıda’nın yönetim kurullarında görev yapıyordu.

Bumerz Denizcilik’in yeni patronları şirketin sermayesini 2 milyon YTL’ye çıkarttılar. (TTK’ya göre şirket sermayesinin 4’te birinin nakden ödenmiş olması gerekiyor. VATAN’da şirketin ödenmiş sermayesinin alt limit olan 500 bin YTL mi, yoksa daha fazla mı olduğuna dair bilgi yok)

Ahmet Burak Erdoğan denizcilik sektöründeki ikinci şirketini 19 Ocak 2007’de kurdu. MB Denizcilik Taşımacılık Limited şirketi kurulan şirkette, Burak Erdoğan’ın ortağı yakın arkadaşı Mecit Mert Çetinkaya. Her iki ortağın şirkette yüzde 50’şer hissesi bulunuyor.

MB Denizcilik, kuruluşundan 18 gün sonra 6 Şubat 2007’de Safran 1 adlı kuru yük gemisini satın alarak deniz taşımacılığına ilk adımı attı. MB Denizcilik Safran 1’i Gürgem Deniz Nakliyat’tan devraldı. Gürgem’in ortakları ise Hüseyin ve Hasan Doğan.

Burak Erdoğan ve Mert Çetinkaya’nın ilk gemisi olan Safran 1 1991’de Tuzla’da inşaa edildi.

Kayıtlı olduğu liman ise İstanbul. Yani gemi Türk bandırası taşıyor. Denizcilik sektörü yetkilileri 95.7 metrelik 4.4496 dwt’lik Safran 1’in orta yaşlı bir gemi sayılabileceğini belirterek rayiç bedelinin 3 milyon dolar civarında olabileceğini söylediler. VATAN’ın ulaştığı gemiyi satan şirketin ortağı Hasan Doğan, satış fiyatıyla ilgili bilgi vermeyerek “Değer neyse o fiyata sattık” dedi.

Mert Çetinkaya’nın nikah şahidi Erdoğan olmuştu

MB Denizcilik’in faaliyet gösterdiği Salacak’taki merkezde 3 şirket daha var. Mecit Çetinkaya Denizcilik Taşımacılık Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi 1997’de kurulmuş. Şirketin ortakları Mecit Çetinkaya ile eşi Binnur Çetinkaya.

Aynı adresteki Çetinkaya Armatörlük Gemi İşletmeciliği Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi ise 21 Temmuz 1995’te kurulmuş. 10 bin YTL sermayeli bu şirketin yönetim kurulu üyeleri Mecit Çetinkaya, Binnur Çetinkaya ve Mert Mecit Çetinkaya’dan oluşuyor. Bu adresteki üçüncü şirket Manta Denizcilik Nakliyat ve Ticaret Limited Şirketi. 4 Mayıs 1998’de kurulan şirketin ortakları Mert Mecit Çetinkaya ile babası Mecit Çetinkaya.

Erdoğan ailesinin Çetinkayalar ile tanışıklığı eskiye dayanıyor. Başbakan Erdoğan Ağustos 2005’te, Mert Mecit Çetinkaya ile merhum tekstilci Ahmet Gazioğlu’nun kızı Ahu Gazioğlu’nun nikahında şahitlik yapmıştı. Çırağan Sarayı’ndaki nikahı da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş kıymıştı.

Erdoğanlar’a ‘kazancı iyi denizci olun’ diyen bendim

Mert Çetinkaya’nın babası Mecit Çetinkaya, Erdoğanlar denizcilikle ilgili ilk şirketi kurduklarında “Gıda şirketindeki hisselerini sattıktan sonra ne iş yapsak diye düşünüyorlardı. Denizciliği ben önerdim. ’Kazancı iyidir’ dedim” demişti.

Başbakan Erdoğan’ın oğlu, kardeşi ve eniştesi tarafından kurulan “Turkuaz Denizcilik” (Daha sonra adı Bumerz’e dönüştürüldü) şirketine kendi binasında ofis veren, Mecit Çetinkaya, Erdoğanlar’ı bu işe kendisinin teşvik ettiğini söylemişti.

VATAN Haber Merkezi’nden Alper Uruş ile röportaj yapan Mecit Çetinkaya, oğlu Mert Çetinkaya’nın Burak Erdoğan ile ortak gemi almasına kadar uzanan yolun başlangıcını şöyle aktarmıştı:

“Gıda şirketindeki hisselerini sattıktan sonra hangi işe gireceklerini düşünüyorlardı. Ben 50 yıldır denizcilik sektöründeyim. Biz bu işte kazanç olduğunu söyledik, önerdik ve kendileri de bizimle çalışmaya karar verip şirketi kurdular. Onun üzerine burada bir ofis verdik. Bizimle çalışmak istemelerinden onur duyduk.”

Çetinkaya, Turkuaz Denizcilik’in hangi alanda faaliyet göstereceği sorusuna da “Gemi alıp çalıştırabilirler ya da broker’lık yapabilirler. Kaldı ki Başbakan’ın kardeşi Mustafa Erdoğan da Erdoğan ailesi de denizciliğe uzak değil” cevabını vermişti.

 

Safran 1’i satan da Remzi Gür’ün akrabası Hasan Doğan

Ahmet Burak Erdoğan’ın gemiyi satın aldığı Gürgem Deniz Nakliyat Turizm ve Ticaret Limited Şirketi de çok tanıdık çıktı. Gürgem Deniz Nakliyat, 13 Şubat 2001’de kuruldu. 10 bin YTL sermayeli şirketin yüzde 50’şer hissesi Hasan Doğan’a ve Hüseyin Doğan’a ait görünüyor. Hasan Doğan ve Hüseyin Doğan sözkonusu hisseleri 2004 yılında şirketin eski sahipleri Burhan Özer ve Sadet Şen’den satın almışlar.

Hasan Doğan, Başbakan Erdoğan’a oldukça yakın bir isim. Ekinlik tatillerinin değişmez misafirleri arasında yer alıyor. Hasan Doğan’ın ablası Remzi Gür ile evli. Remzi Gür ile de Ramsey’de ortaklar.

AKP’de denizcilik aşkı

Vatan 2003 yılı Temmuz ayında, Ulaştırma Bakanı Yıldırım’ın 24 yaşındaki oğlu Erkan’ın 445 bin euroya feribot aldığını duyurmuştu. Projeye 1.4 milyon YTL harcayan “Harika Çocuk” bu iş için Santour’dan 200 bin euro borç aldığını söylemişti. Santour’un 1 hafta sonra Yıldırım’a bağlı Denizcilik İşletmeleri’nden Ankara feribotunu ihalesiz kiraladığı ortaya çıkmıştı.

Kaynak : VATAN Gazetesi

Tayyip Erdoğan Nasıl Zengin oldu ve kimleri zengin etti

Albayraklar ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin şirketlerinin yöneticisi toplam 59 kişinin gözaltına alınmasına yol açan AKBİL skandalı büyüyor.

AKBİL’de başlatılan soruşturma, İGDAŞ, İSFALT, İSTON ile İstanbul Büyükşehir Belediyesi’yle iş yapan firmalara yayıldı. İddialara Erbakan ile Tayyip Erdoğan’ın da adları karıştı. 

AKBİL’den gelen kayıt dışı trilyonlarca liranın, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile iş yapan firmalar üzerinden, FP içinde, Tayyip Erdoğan öncülüğünde kurulacak yeni bir oluşumun desteklenmesi için, bir havuza aktarıldığı iddiaları, bomba etkisi yarattı. Paylaşılamayan kayıt dışı trilyonların, FP içindeki Erbakan yanlıları ile Erdoğan yanlılarının arasının açılmasına neden olduğu ileri sürüldü.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi İktisadi Teşekküleri ile Belediye’ye iş yapan şirketlerin kayıtlarını mercek altına alan Mali Şube Müdürlüğü’nde görevli üst düzey bir yetkili, ”Bu olay, İSKİ yolsuzluğundan kat kat büyük. Tüm paranın aktığı son noktadaki gizli kasaya ulaşmaya çalışıyoruz” dedi. Bu arada İstanbul Büyükşehir Belediyesi kuruluşlarından İsfalt’da da soruşturma başlatıldığı öğrenildi. Öte yandan İGDAŞ Genel Müdürü Fuat Şengül’ün Mali Şube ekiplerinin operasyonundan önce Ankara’ya gittiği ve İGDAŞ’a yönelik operasyonun durdurulması için milletvekilleriyle temasa geçtiği belirtildi.

Belediye şirketlerine yönelik operasyonların durdurulması için FP’li Salih Kapusuz’un Başbakan Yardımcısı Hüsamettin Özkan’la görüşerek, soruşturmanın durdurulmasını istediği, Özkan’ın bu isteğe ”Bu aşamada yapılabilecek bir şey yok, olay mali bir operasyon” yanıtını verdiği öne sürüldü.

SANAL PARA ŞİRKETLERE 

Üst düzey bir emniyet görevlisi, AKBİL olayını şöyle anlattı: ”AKBİL’in kullanıldığı otobüs, tren, tramvay, deniz otobüslerinde sayaç bulunmaması nedeniyle, istatistik hiçbir veri olmadan bilgisayar ekranlarına yansıyan gelirin tamamı, belediyenin hesaplarına yansımıyor. Paranın büyük bir bölümü kayda sokulmayarak, belediye ile iş yapan şirketlerin hesabına kaydırılıyor.

Bu para aynı şirketler kanalıyla, önce yandaş şirketler üzerine aktarılıyor. Daha sonra para asıl kasada toplanıyor.”

Kayıtların çok düzgün tutulduğunu, paraların şirketlere bankalar üzerinden kayıtlı olarak geçirildiğini ve fatura alındığını da iddia eden emniyet yetkilisi, hedeflerinin, kayıt dışı trilyonlarca liranın son durağı olan kasaya ulaşmak olduğunu açıkladı.

HESAP UZMANLARI İNCELİYOR 

Albayraklar A.Ş., Belbim A.Ş., Metratem Temizlik Hizmetleri İnşaat Sanayii Ltd.Şti., Emi Harita, Beltem Temizlik Hizmetleri ve İnşaat Truzim Ltd.Şti., Güneş Turizm Seyehat A.Ş., Sistem A.Ş. ve İGDAŞ’ın el konulan, defter, fatura ve bilgisayarlarındaki hesaplar, Maliye Bakanlığı Hesap Uzmanları tarafından incelemeye alındı. 1 trilyonluk bir naylon fatura incelenmesinin de sözkonusu olduğunu belirten polis yetkilisi, soruşturmanın İGDAŞ ve İSTON şirketleri kapsamında da genişletilebileceğini belirtti. Yetkili, ”Bu şirketler hakkında da ihale yolsuzluğu iddiaları var” dedi. Mali Şube ve Organize Suçlar Silah Kaçakçılık Şube Müdürlüklerinin, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nın emriyle harekete geçerek 7 şirketin hesaplarına el koyduğu öğrenildi.

ÜÇ GÖZALTI DAHA 

İstanbul polisi operasyonlarını dün de sürdürdü. İGDAŞ’ın Alibeyköy’deki genel müdürlük binasında inceleme yapan mali şube ekiplerinin genel müdür yardımcılarından Halil İbrahim Leventoğulu, Genel Müdür Fuat Şengül’ün akrabası olduğu öne sürülen Muhasebe Müdürü Latif Şengül ve Satınalma Müdürü Turan Korkmaz ile Emi Harita’nın ortakları Akın Ekinci ve Mustafa Ergün’ün gözaltına aldığı öğrenildi. Böylece gözaltına alınanların sayısı 59’a yükseldi.Polis, 10 BELBİM yöneticisinin sorgulanması için davetiye çıkartıldığını belirtti. Polis yetkilileri, İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Fazilet Partisi ile söz konusu firmalar arasında organize bir suç ortaklığı tesbit edilirse, soruşturmanın Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından yürütüleceğini açıkladılar.

Erdoğan döneminde işlerini büyüttüler

Gözaltına almalarla boyutları daha da büyüyen AKBİL olayının gelişimi şöyle:

13 Nisan’da CHP İl Başkanı Mehmet Bölük, bir basın toplantısı yaparak beş şirket hakkındaki yolsuzluk iddialarını kamuoyuna açıkladı. Aynı gün CHP, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’na Recep Tayyip Erdoğan ve Ali Müfit Gürtuna hakkında suç duyurusunda bulundu. 14 Nisan’da İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün ilgili birimleri CHP’den belge ve bilgi istedi. Aynı gün CHP, BELBİM Genel Genel Müdürü Ahmet Kozaoğlu ve Yönetim Kurulu Üyesi Basri Mete ile 10 yönetim kurulu üyesi hakkında suç duyurusunda bulundu.

Yedi şirketin yöneticileri ile kilit noktalarda görev yapan 59 kişi, Mali Şube ile Organize Suçlar Silah Kaçakçılık Şube Müdürlüğü dedektifleri tarafından sorgulanıyor.

İstanbul Büyükşehir eski Belediye Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yakınlığıyla bilinen Albayrak Şirketler Grubu’na yönelik soruşturma, belediyeyle ilişkisi olan diğer şirketlerde paniğe neden oldu. Albayrak ailesinden Ahmet ve Mustafa Albayrak halen gözaltında.

Dün Albayraklar şirketinin sahiplerinden Ali Albayrak, Bayram Albayrak ve Saffet Albayrak gözaltına alındı. Kardeşleri Kazım ve Nuri Albayrak ise gözaltına alınmadı.

YENİ ŞAFAK’IN SAHİBİ 

Oflu olan Albayraklar, özellikle Tayyip Erdoğan’a yakınlıklarıyla biliniyor.

İş hayatında personel taşımacılığıyla girdiler. Birçok kamu kuruluşu ve belediyenin servis işini aldılar. 1994’te Tayyip Erdoğan’ın belediye başkanı olmasıyla Albayraklar Şirketler Topluluğu büyüdü. Belediyeyle temizlik, ulaşım, metronun bazı işleri gibi konularda iş yapmaya başlayan Albayrak  ailesi, aynı zamanda FP’li ilçe belediyelerinin tümünde çöp toplama işlerini üstlendi. Daha sonra medyaya girerek Yeni Şafak Gazetesi’nin yüzde 50’sini satın aldılar. Gazete Tayyip Erdoğan’ı destekledi. Gazete, olayın detaylarıyla ilgili yorum yapmadı, olayı okurlarına ‘Sindirme Operasyonu’ şeklinde duyurdu.

Bölük: İETT’nin hesaplarına el konmalı 

AKBİL vasıtasıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve şirketlerinde 41 trilyon liralık yolsuzluk yapıldığı iddiasının sahibi CHP İstanbul İl Başkanı Mehmet Bölük, polisin bu konuda önceki gün başlattığı operasyonun, İETT’yi de kapsaması gerektiğini söyledi. Bölük, yolsuzluğun ortaya çıkabilmesi için, İçişleri Bakanlığı müfettişlerinin İETT’nin hesaplarına acil el koymasını istedi. Bölük, Fazilet yanlısı EMİ Harita adlı şirketin, belediyede her taşın altından çıktığını öne sürerek, ”Bu firmaya belediye kasalarındantrilyonlar ödeniyor. Firma Fazilet’in kasası. Büyük ölçüde de naylon fatura kullanıyor. Mali Şube bu firmanın da hesaplarına el koydu, birkaç gün sonra patlayacak” dedi.

Ortada birşey yok 

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ali Müfit Gürtuna, basın mensuplarının, AKBİL’le ilgili sorularını yanıtlarken, ”AKBİL’le ilgili bir şey yok ortada. Bir şey var zannediliyor ama bir şey olmadığı görülecek” dedi.

Gürtuna, ortada bir kalpazanlık hadisesi bulunduğunu ve onunla ilgili suç duyurusunda bulunduklarını ve tazminat davası açtıklarını belirtti. Gürtuna, bazı belediye kuruluşlarından görevlilerin gözaltına alındığının hatırlatılması üzerine de, ”İfadeleri alınacak, bir şey olmadığı görülünce de bırakılacaklardır” dedi.

Bir kuruş vergi borcumuz yok 

Albayrak Ailesi’nden Nuri Albayrak Mali Şube’nin şirketlerine yönelik operasyonunu kınadıklarını söyledi. Albayrak, ”Bir kuruş vergi borcumuz yok. Hesaplarımız ortada. İncelesinler” dedi. Albayrak, şöyle devam etti:

”Belediyenin AKBİL’le ilgilenen şirketi BELBİM’le bizim aramızda nasıl bir ilişki kuruluyor? Bizim BELBİM’le en ufak bir ticari ilişkimiz yok. Bu iddialardan da bir şey çıkmayacak.” Albayrak, Mali Şube’nin şirketlerinde yaptığı operasyonda 2 minibüs dolusu evrak götürdüğünü, şirketin ortaklarından üç kardeşiyle birlikte 13 üst düzey yöneticinin gözaltına alındığını belirterek, şöyle konuştu: ”Avukatlarımızın girişimde bulunmasına bile müsaade etmediler. Abdullah Öcalan’a bile avukat veren devlet, Albayrak Grubu’na neden böyle bir muamele yapıyor?’

Kaynak : http://forumeydan.15.forumer.com/a/tayyip-nasl-zengin-oldu-ve-kimleri-zengin-etti_post902.html

Başbakan Erdoğan’ın ‘yat’ keyfi

Başbakan Erdoğan, tatil için geldiği Balikesir’in Marmara İlçesi’ne bağlı Ekinlik Adası’nda yat gezisine çıktı.

Bu yıl da tatil için Ekinlik Adası’nı tercih eden Başbakan Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan, işadamı Remzi Gür’e ait Jatmin London isimli yatla akşam saat 21.00 sıralarında denize açıldı. Yaklaşık 25 dakika süren deniz turunun ardından tekrar tatilini geçirdiği adaya dönen Başbakan Erdoğan, gezi sırasında yanına korumalarını almadı. Geziye işadamı Remzi Gür ve eşi de eşlik etti.

Başbakan Erdoğan, gezinin ardından Ekinlik Adası’ndaki Remzi Gür’e ait villada istirahata çekildi.

Başbakan Erdoğan’ın görüntüsünü almak isteyen gazeteciler, iskelenin 300 metre uzağında tutulurken, jandarma ekipleri çevrede geniş güvenlik önlemi aldı.

Kaynak : Kenthaber.com

Ali Dibo’nun babası İstanbul’da görüldü

Belediyenin açtığı ihalenin şartnamesi, AKP’ye yakın ünlü isimlere ait firmayı gösteriyor: 2 bin 421 personeli, 50 ütüsü, 4 bin 400 masa-sandalyesi olsun…

İSTANBUL – AKP’li belediyelerle ilgili ‘Ali Dibo düzeni’ denilen yolsuzluk iddialarının son örneği İstanbul’da ortaya çıktı. Büyükşehir Belediyesi, 26 Haziran’da yapacağı milyonlarca YTL’lik İstanbul Sanat ve Meslek Eğitimi Kursları (İSMEK) ihalesini kazanacak şirketi ayrıntılı şekilde tarif etti. İhale şartnamesine göre şirketin 2 bin 421 personeli, demirbaşında 11 binek oto, bir kamyonet, 100 bilgisayar, 50 ütü, 50 ütü masası, 4 bin 400 masa ve sandalye, 50 saç kurutma makinesi, 2 bin metre tül perde bulunması gerekiyor.

Türkiye’de bu şartlara sadece Atlas Pazarlama ve Merkez Medya adlı şirketlerin kurmuş olduğu ortaklık uyuyor. Bu ortak girişim geçtiğimiz yıl yapılan 29 milyon YTL + KDV tutarındaki ihaleyi de kazanmıştı.

Diğer özel kurslar, ihale şartnamesindeki 2 bin 421 personele sahip olma şartını yerine getiremedikleri için 50 milyon YTL + KDV düzeyinde gerçekleşmesi beklenen İSMEK hizmet alım ihalesine katılamıyor.

Atlas Pazarlama ve Merkez Medya adlı şirketlerin ortakları arasında RTÜK Başkanı ve eski Kanal 7 yöneticisi Zahit Akman, Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Karaman, Kanal 7 Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Çelik, Kanal 7 Reklam ve Mali İşler Müdürü İsmail Karahan ve Numan Usta gibi isimler bulunuyor. Deniz Feneri Derneği Başkan Yardımcısı Harun Kapıyoldaş ve Kanal 7 tarafından desteklenen Atlas Pazarlama’nın Müdürü Hacı Nayır da ortaklar arasında.

Şartı yerine getirmek olanaksız

İstanbul’da özel kursların oluşturmuş olduğu Öz-Kur-Der’e bağlı 539 muhtelif meslek kursunda toplam 5 bin 400 personel çalıştığı dikkate alındığında, bu kurslardan herhangi birinin halihazırda 2 bin 421 personel çalıştırıyor olma şartını yerine getirmesinin imkânsız olduğu belirtiliyor. Türkiye’nin herhangi başka bir yerinde de bu sayıda ve nitelikte personel çalıştıran herhangi başka bir dershane veya kurs bulunmuyor.

İSMEK kursları ücretsiz. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, kursların ücretini katılımcılar adına kursu veren kuruluşa ödüyor. Geçtiğimiz yıl 100 bin kişinin katıldığı kurslarda, bu yılki hedef 150 bin kişiye ulaşmak.

Öte yandan, İstanbul’daki en büyük dershanenin geçen yılki gelirinin yaklaşık 1 milyon YTL olduğu dikkate alındığında, 50 milyon + KDV bedelli söz konusu ihalenin tek bir ortaklığa verilmesinin haksız rekabet anlamına geldiği ifade ediliyor.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Muammer Erol, “Her önüne gelen bu ihaleye giremez, belli şartları taşıması lazım. Yoksa işimiz duaya kalır” dedi.

Ali Dibo nedir?

‘Ali Dibo’, Hatay’da eş, dost, aile anlamına geliyor. DYP Milletvekili Mehmet Eraslan, Hatay’da kamu ihalelerinin AKP teşkilatı tarafından ‘bağlandığı’ iddiasını dile getirmiş, olay siyasi litaratüre ‘Ali Dibo’ olarak geçmişti. AKP’li Milletvekili Fuat Geçen de Hatay’da ‘Ali Dibo’ olayı yaşandığını savunmuş ve partisinden ihraç edilmişti. Sinop, Isparta, Ağrı, Gaziantep, Bingöl, Karaman gibi illerde de Ali Dibo yönteminin kullanıldığı iddia edilmişti.

Kaynak : Hakan Gülseven Arşivi – Radikal.com.tr

İlginç bir soru önergesi

Emin Çölaşan

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, iyi çalışan bir milletvekili. Kendisiyle tanışmıyoruz. Ancak Meclis çatısı altında yaptığı çalışmaları basından izliyorum. Olayları çok iyi izliyor, konuşmaları ve soru önergeleriyle iktidarı zor durumda bırakıyor.

Başbakan tarafından yanıtlanması istemiyle TBMM Başkanlığı’na verdiği 2 Ocak 2006 tarihli son önergesini özetliyorum:

“Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşları 1997-1999 yıllarında zimmet, resmi evrak ve kayıtlarda sahtecilik ve cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak iddialarıyla Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmışlar, delil yetersizliğinden beraat etmişlerdir. 

Bu karar, ilgili mahkemenin savcısı tarafından, her nedense temyiz edilmemiştir.

Ayrıca Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın malvarlığını haksız kazançla arttırdığı konusunda Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılan dava sonucunda, beraatine karar verilmiştir.

Bu dosya da ilgili Savcılık makamı tarafından temyiz edilmemiştir.

Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde hakkında açılan idari soruşturmaların bir bölümünü yürüten Mülkiye Başmüfettişi Hüseyin Avni Coş, 58. ve 59. hükümetler döneminde önce Bingöl, sonra Aksaray ve şimdi Kırklareli Valisi olarak görev yapmaktadır.

Sayın Başbakan için beraat kararı veren Üsküdar mahkemesi hákimi İsmail Rüştü Cirit, bu dönemde (AKP döneminde) Yargıtay üyesi seçilmiştir.

7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde beraat kararı veren Hákim Mustafa Kozan, Ankara Adliyesi’nde Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olmuştur. (Terfi ettirilmiştir.)

Bu kararın verildiği tarihlerde Ankara Cumhuriyet Başsavcısı olan (beraat kararını temyiz etmeyen, ya da ettirmeyen) Fahri Kasırga ise (yine AKP döneminde) Adalet Bakanlığı Müsteşarı olmuştur. (Terfi etmiştir.)”

* * *

CHP Konya Milletvekili Atilla Kart, önergesinde daha sonra Hazine ve Belediye avukatlarının bu kararları temyiz etmediğini vurguluyor, şunları söylüyor ve soruyor:

“Bu gelişmeler, yargının olağan süreci içerisinde izah edilemeyecek ’tesadüflerle’ doludur.

Bu gelişmeler karşısında şu soruları sormak gereği doğmuştur:

1- Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Sayın Başbakan’la birlikte 37 kişinin yargılandığı (beraatle sonuçlanan) mahkemenin başkanı İsmail Rüştü Cirit, hangi tarihte Yargıtay üyesi olmuştur?

2- Trilyona yaklaşan bir kamu zararının söz konusu olduğu böylesine önemli bir dosyayı ilgili mahkeme ve Üsküdar Başsavcısı hangi yasal ve idari gerekçeyle niçin temyiz etmemiştir? Bu savcılar kimdir? Şu anda hangi görevdedirler?

3- Ankara 7. Asliye Ceza Mahkemesi’nde Sayın Başbakan’la ilgili beraat kararı veren Hákim Mustafa Kozan, hangi tarihte Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı olmuştur? Bu kararı da temyiz etmeyen Mahkeme Savcısı ve Ankara Cumhuriyet Başsavcısı kimlerdir? Bu kararı hangi yasal ve idari gerekçeyle temyiz etmemişlerdir?

Hazine avukatları bu dosyayı hangi gerekçeyle temyiz etmemişlerdir?

4- (O dönemde) Ankara Başsavcısı olduğu bilinen Fahri Kasırga hangi tarihte Adalet Bakanlığı Müsteşarı olmuştur?

5- (Şu anda Kırklareli Valisi olan) Mülkiye Başmüfettişi Hüseyin Avni Coş, Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı olduğu dönemde hangi idari inceleme ve soruşturmalarda ve yargı mercilerinde görev yapmıştır?

 Bu inceleme ve soruşturmalarda ne yönde görüş bildirmiştir?”

* * *

Atilla Kart’ın önergesi gerçekten de çok ilginç saptamalar ve sorularla dolu.

Bu soru önergesine Başbakan tarafından verilecek yanıtlar, önümüze çok önemli bazı gerçekleri de serecek. Örneğin, aşağıdaki sorulara da yanıt oluşturacak:

1– Türkiye’de yargı siyasi iktidara bağımlı mı, değil mi?

2– Siyasi iktidarlar, kendi lehlerine, ya da kendi istedikleri doğrultuda karar veren yargı mensuplarını terfi ettiriyor mu, ettirmiyor mu?

3- Karar şu veya bu doğrultuda çıksın diye yargı mensuplarına -terfi, istediği yere atama, adli yargıda Yargıtay, idari yargıda Danıştay üyeliğine seçme gibi- çeşitli vaatlerde bulunmak mümkün mü, değil mi?

Bu önergeye Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından verilecek yanıtı merakla bekleyeceğim. Buradan size de ileteceğim.

Kaynak : Hürriyet.com.tr

Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile birlikte,Yeni Şafak Gazetesi’nin sahibi Ahmet Albayrak’ın kızının düğününe katıldı..

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile birlikte, Yeni Şafak Gazetesi İmtiyaz Sahibi Ahmet Albayrak’ın kızının düğününe katıldı.

İSTANBUL – Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile birlikte, Yeni Şafak Gazetesi İmtiyaz Sahibi Ahmet Albayrak’ın kızının düğününe katıldı. 

Grand Cevahir Otel’de basına kapalı olarak gerçekleştirilen düğünde, Ahmet Albayrak’ın kızı Zeynep Albayrak ile Bekard Yemek Sanayii’nin sahibi ve AK Parti İl Genel Meclisi Üyesi Yunus Günaydın’ın oğlu Cemil Günaydın dünyaevine girdi. Çiftin nikahı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş tarafından kıyıldı.

Törene eşi Emine Erdoğan ile birlikte katılan Başbakan Erdoğan, gelin Zeynep Albayrak’ın, TBMM Başkanı Bülent Arınç ise damat Cemil Günaydın’ın şahitliğini yaptı.

Düğüne Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, Devlet bakanları Ali Babacan ve Kürşad Tüzmen, İçişleri Bakanı Abdülkadir Aksu, Ulaştırma Bakanı Binali Yıldırım, Çevre ve Orman Bakanı Osman Pepe, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik, İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah, İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Balıbey, AK Parti İstanbul İl Başkanı Mehmet Müezzinoğlu, partili bazı milletvekilleri ile çok sayıda iş adamı katıldı.

Başbakan Erdoğan, düğün çıkışı herhangi bir açıklama yapmadan, Ankara’ya gitmek üzere Atatürk Havalimanı’na hareket etti.

Kaynak : Cemal Coşkun – Habervitrini.com

İstanbul: Başbakan kızını Amerika’ya Ramsey’in sahibi uğurladı

Yeni evli çifti, Sümeyye Erdoğan ile Ramsey Firması’nın sahibi Remzi Gür’ün eşi Nevin Gür uğurladı.

Hükümetin VIP salonlarının kullanılmasına yeni düzenleme getirme kararının ardından, bugün New York’a giden Esra-Berat Albayrak çifti, Başbakan Erdoğan’ın Ankara’ya gideceği saatlerde, Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali’ne geldi. Bilet ve check-in işlemleri daha önce yapılan Albayraklar, korumalar eşliğinde pasaport kontrolünden geçerek, doğruca THY CIP salonuna alındı. Burada yaklaşık bir saat süreyle dinlenen yeni evliler, diğer yolcuların uçağa binmelerinin ardından, korumaları ve THY görevlileri eşliğinde uçağa alınarak, saat 12.00’de New York’a uçtu.

Başbakan’ın talimatıyla yapılan yeni bir çalışmayla VIP salonu kullanılmasına çeki düzen vermek isteyen hükümet, salonun kullanımını kısıtlamıştı. Bu çerçevede, ilk uygulamayı da Başbakan Erdoğan yaparak, VIP salonunu kullanma hakkı bulunan kızı ve damadını normal yolcu salonundan göndermeyi tercih etti.

Kaynak : Kenthaber.com

Gerekirse papaz elbisesi bile giyerim

AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bir kaseti daha ortaya çıktı. Erdoğan, 1995’teki konuşmasında, verdikleri mücadelenin iktidara gelmesi uğruna papaz elbisesi bile giyebileceğini söylüyor.

Star TV’de yayınlanan kasette Erdoğan, kurallarını kendi inancı dışındaki yapının koyduğu bir toplumda yaşadıklarını belirterek, “O kuralları değiştirip kendi nizamımızı getirmenin mücadelesini veriyoruz” diyor. Ardından Erdoğan mücadelenin yöntemini şöyle açıklıyor: “Biz bu toplumun içinde yeni bir nizamı hakim kılmanın mücadelesi içindeyiz. Neydi o mücadele? Zamana ve zemine göre değişmeyen doğrunun iktidar olmasıdır. Bu mücadeleyi iktidara getirme noktasında gerekiyorsa ne yaparım dedim. Papaz elbisesi dahi giyerim. Bu var mı usulün içinde? Var tabii ki.”

Erdoğan yine aynı dönemde bir başka kasette de laikliği “Dinsiz bir zihniyetin zulmüdür, bu ülkede müslümanlara yapılanlar” sözleriyle yorumluyor.

Kaynak : Milliyet.com.tr

Tayyip Erdoğan’a ağır suçlama

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ‘BİT Soruşturması’ kapsamında 70 sanık hakkında açtığı davanın iddianamesinde, ‘Nuri Albayrak ile Recep Tayyip Erdoğan arasında okul döneminde başlayan dostluk ve arkadaşlık ilişkisinin, Erdoğan’ın belediye başkanı seçilmesini takiben siyasi, sosyal ve ekonomik geleceğini garanti altına almak amacı doğrultusunda zamanla devasa bir teşekkül ve organizasyon haline geldiği’ öne sürüldü.

İstanbul Cumhuriyet savcıları Erol Canözkan, Rasim Işıkaltın ve Hüseyin Yıldız’ın hazırladığı 74 sayfalık iddianamede, İstanbul Valiliği’nin, Sabah, Milliyet, Cumhuriyet, Radikal ve Yeni Şafak Gazeteleri’nde yer alan haberleri ihbar kabul ederek müfettiş istediği, bu konuda hazırlanan inceleme ve bilirkişi raporlarının gönderildiği İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 180 sanık hakkında soruşturma başlattığı, ardından da ‘görevsizlik’ kararı vererek hazırlık soruşturması dosyasını kendilerine gönderdiği belirtildi.

İnceleme sonucu bazı sanıklar hakkında ‘yetkisizlik’ kararı verilerek dosyalarının başka savcılıklara gönderildiği anlatılan iddianamede, mülkiye müfettişlerinin, ‘siyasi ve sosyal görüşten kaynaklanan bir amaçla cürüm işlemek için devasa bir teşekkül oluşturulduğu, organize çalışmalar yapmak suretiyle ihalelere fesat karıştırıldığı, şartnamelerin Albayraklar Şirketler Grubu’nun menfaatleri doğrultusunda hazırlandığı, belediye yetkililerinin kendi araçlarına bütçeden kira adı altında ödemeler yapılmasının sağlandığı, bu paraların kendilerince bilinen bazı kişilerin elinde toplanarak özel amaç ve gayeler doğrultusunda kullanıldığı ve tüm bu yollarla siyasi, sosyal ve ekonomik amaçları gerçekleştirmek için organize bir şekilde suç işlemek amacıyla gerek İstanbul Büyükşehir Belediyesi içinde ve gerekse dışında teşekkül oluşturmak suretiyle devlet parasının, yani belediye parasının nitelikli yollarla geleceğin başbakanını hazırlamak ve cihat yapmak amacıyla yönlendirildiği, bu paraların zimmete geçirildiği’ konularında inceleme ve araştırma yaptıkları ifade edildi.

Büyükşehir Belediyesi eski Park ve Bahçeler Müdürü Ali Karakoç’un, müfettişlere verdiği ifadede, ‘İtalya’dan getirilen fidelerin kendi isteklerine uygun olmadığını Genel Sekreter Yardımcısı Adem Baştürk’e anlattığı, ancak durumda bir değişiklik olmayınca İştirakler Daire Başkanı Necmi Kadıoğlu ile görüştüğünü’ söylediği belirtilen iddianamede, Kadıoğlu’nun da kendisine, “Ağaçların alımına itiraz etme. Bunlar küçük hadiseler… Geleceğin başbakanını hazırlamak için çaba harcıyoruz. Ben gelecekte maliye bakanı olacağım. Sen de tarım bakanı olabilirsin” dediğini söyledi.

Yine Genel Sekreter Yardımcısı Mahmut Kuş’un da, müfettişlerle görüşmesi sırasında, ‘Adem Baştürk’ün Recep Tayyip Erdoğan’ın adamı olduğunu, Mustafa Açıkalın’ın Albayraklar’ın belediye içindeki adamı, Necmi Kadıoğlu’nun da yolsuzlukların başındaki kişi olduğunu ve belediyeden para hortumlamada kullanılan yolların başında ağaç işlerinin geldiğini söylediği’ anlatılan iddianamede, Kuş’un bu ifadesini daha sonra kabul etmediği vurgulandı.

‘Raporlara göre, belediyenin asli görevlerinden olan çöp toplama, cadde ve sokakların süpürülmesi gibi hizmetlerin yönetim kurulları belediye personelinden oluşan şirketlere devredildiği’ne yer verilen iddianamede, ”bu şirketlerin aldığı kararlarla aşamalı olarak işlerin Albayraklar ve benzeri yandaş şirketlere ihale edildiği’ belirtildi.

ALBAYRAK-ERDOĞAN İLİŞKİSİ 

İddianamede, mülkiye müfettişlerince hazırlanan rapora göre, ‘Albayrak Şirketi ortaklarından olan ve yasaya aykırı biçimde 2 dönem belediye meclis üyeliğine seçildiği için İçişleri Bakanlığı’ndan hakkında soruşturma yapılabilmesi amacıyla izin istenen Nuri Albayrak ile geçen dönem Büyükşehir Belediye Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan arasında, okul döneminden başlayan arkadaşlık ve dostluk ilişkisinin siyasi birlikteliğe yönelik devam ettiği’ anlatılarak, şöyle denildi:

“Erdoğan’ın belediye başkanı seçilmesini takiben siyasi, sosyal ve ekonomik geleceğini garanti altına almak amacı doğrultusunda, zamanla Büyükşehir Belediyesi birimlerinde ve belediye şirketlerindeki yetkilileri de içine alan bir organizasyona dönüşen birlikteliğin devasa bir teşekkül ve organizasyon haline geldiği, oluşturulan bu devasa organizasyonla bir yandan siyasi ve sosyal bir görüşten kaynaklanan amaca yönelik olarak faaliyetler sürdürüldüğü, bir yandan da bu faaliyetleri devam ettirirken gerekli olan maddi kaynakları usulsüz ve fesat karıştırılmış işlemlerle aldıkları kamu ihalelerinden sağladıkları, kendilerini ve yandaşlarını ekonomik yönde güçlü bir konuma getirdikleri anlaşılmıştır.”

Bu işlemler sırasında hayali şirketlere yüklü ödemeler yapıldığı, gerekirse mafyavari yollara başvurulduğu öne sürülen iddianamede, Üstün Güner’in, ‘Kesin Hesap Müdürlüğü’nde teknik şef olarak görev yaparken Albayraklar’a verilecek 4 trilyon liralık fazla ödemeyi engellediği için başka bir birime atandığını’ söylediği belirtildi.

‘Fesat karıştırılan ihaleler’ bölümünde ‘Mustafa, Muzaffer ve Kazım Albayrak’ın belediye meclis üyesi olan kardeşleri Nuri Albayrak’ın nüfusundan yararlanarak aldıkları ihalelere’ ilişkin bilgilere de yer verilen iddianamede, ‘ihalelerde muhammen bedellerin fahiş fiyatta belirlendiği, ihalelerin belli firmalarca alınması için şartnameye özel hükümler konulduğu, bir kısım müracaatçı firmaya yeterlilik verilmediği, ihale sonrası hazırlanan sözleşmelere özel hükümler konularak kurumun zararına hareket edildiği, açıklık ve serbest rekabet ortamının sağlanmadığı’ kaydedildi.

Belediyede görevli bazı sanıkların da, ‘kamu yararı gözetmeden kamu kaynaklarının israfına neden olarak ‘hizmet nedeniyle emniyeti suiistimal’ suçunu işledikleri’ belirtilen iddianamede, 70 sanığın hukuki durumları da ayrı ayrı anlatıldı.

İddianamenin sonuç bölümünde, Albayrak Turizm Seyahat İnşaat ve Ticaret A.Ş’nin Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Albayrak ile Başkan Vekili Muzaffer Albayrak ve Yönetim Kurulu Üyesi Kazım Albayrak’ın, ‘Cürüm işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak’, ‘Yalan beyanda bulunmak’ ve ‘8 defa ihaleye fesat karıştırmak’ suçlarından dolayı 3 ile 21 yıl arasında çeşitli ağır hapis cezalarına çarptırılmaları istendi.

Aynı iddianamede, suç tarihlerinde yaptıkları görevler dikkate alınarak, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri ve İSTAÇ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Adem Baştürk, Genel Sekreter Mustafa Açıkalın, Genel Sekreter Yardımcıları ve İSTAÇ Yönetim Kurulu Üyeleri Osman Yıldırak, Mahmut Kuş, Nihat Macit ve Dursun Ali Çodur, İSKİ Genel Müdürü ve İSTAÇ Yönetim Kurulu Üyesi Veysel Eroğlu, belediyenin Satın Alma Daire Başkanı ve İSBAK A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi Yılmaz Şener, İSTAÇ A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve İSBAK A.Ş Yönetim Kurulu Üyesi Necmi Kadıoğlu’nun da aralarında bulunduğu diğer 67 sanığın da, çeşitli suçlardan dolayı 1 ile 36 yıl arasında değişen ağır hapis cezalarına çarptırılmaları talep edildi.

İddianamede, Nuri Albayrak, Mustafa Albayrak, Kazım Albayrak, Ahmet Albayrak, Bayram Albayrak, Ali Albayrak, Mustafa Açıkalın ve Emin Şirin’in de aralarında olduğu 38 kişi hakkında, bazı suçlamalara ilişkin takipsizlik kararı verildiği de yer aldı.

İGDAŞ A.Ş, AĞAÇ A.Ş. ve İSFALT A.Ş. ile ilgili yürütülen soruşturma sonucunda ‘yetkisizlik’ kararı verilerek hazırlık dosyalarının yetkili cumhuriyet savcılıklarına gönderildiği belirtilen iddianamede, 173 klasörden oluşan soruşturma dosyasında, ifa ettikleri görev nedeniyle 4483 sayılı kanun uyarınca 2 sanık hakkında İçişleri Bakanlığı’ndan, 66 sanık hakkında da İstanbul Valiliği’nden istenen soruşturma izni talep yazısının bulunduğu kaydedildi.

Kaynak : Radikal.com.tr