Kapatılma davası yeni oluşum senaryolarını tetikledi

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın açtığı kapatma davası 22 Temmuz seçimleri ile durulan yeni oluşum senaryolarını tetikledi. Kulislerde AKP’nin kapatılması, başta Başbakan Erdoğan olmak üzere partinin güç dengelerini oluşturan isimlere 5 yıl süreyle siyaset yasağı getirilmesi halinde, siyasette taşları yerinden oynatacağı konuşulurken, AKP’ye alternatif olabilecek yeni oluşum senaryoları da şimdiden dile getirilmeye başlandı. Yeni oluşum senaryolarının baş aktörlerini ise halen siyaset dışında bulunan pek çok isim oluşturuyor.
AKP, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Abdurrahman Yalçınkaya’nın açtığı kapatma davasının ardından, formül arayışlarını sürdürüyür. Kapatma davası, 22 Temmuz seçimleri ile hız kesen siyasi kulisleri ve yeni oluşum arayışlarını da yeniden hızlandırdı.

EKER’DEN TARIMDA 5 YILLIK EYLEM PLANI

23/3/08 Günboyu Ulusal Gazete

Eker’den tarımda yıllık eylem planı Eker, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının yeni dönemdeki 5 yıllık eylem planını ve vizyonunu, düzenlenen bir toplantıyla kamuoyuna açıkladı Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehmet Mehdi Eker, “2008-2012 döneminde çiftçimize 30 milyar YTL’den fazla tarımsaldestek verilmesini öngörüyoruz” dedi.Eker, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının yeni dönemdeki 5 yıllık eylemplanını ve vizyonunu, düzenlenen bir toplantıyla kamuoyuna açıkladı.2006-2007 döneminde uluslararası gelişmelerin tarımın önemini bir kezdaha ortaya koyduğunu ifade eden Eker, dünya petrol fiyatlarının 2007yılı sonunda varil başına 100 dolara ulaştığını, sadece beslenmek vegıda üretmek için değil, enerji üretmek için de tarım yapıldığınısöyle di.Bakan Eker, Türkiye’de tarımla ilgili ye terli entelektüel birikimolmadığını belirterek, “Tarımla ilgi politika yapan, konuşan çok amabunlar entelektüellikten yoksun.

ARICILAR GELECEKTEN UMUTSUZ

23/03/08  Anayurt Siyasi Yerel Gazete :

Arıcılar gelecekten umutsuz Arıcılar Birliği Başkanı Kadir Kılıç, en sıkıntılı günlerinde arıcıya verilen desteğin kaldırılması girişimini ‘felaket’ olarak değerlendirdi. AYDIN- Aydın il sınırlan içerisinde bulunan Büyük Menderes Deltası Dilek Yarımadası Milli Parkı’nın Türk arıcılarına yasaklanmasının ardından, küresel ısınma ve kuraklıkla birlikte son yıllarda sıkıntılı günler yaşayan Türk arıcıları, mevcut desteklerin de kalkacağı yönünde aldığı duyum üzerine eylem hazırlığına başladı. Aydın Arıcılar Birliği Başkanı Kadir Kılıç, Türkiye Arıcılar Birliği (TAB) nezdinde girişimde bulunarak Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker’e arıcının içinde bulunduğu durumu anlatan mektup gönderdi. Arıcılığın sadece bal üretimi olarak algılanmamasını isteyen Aydın Arıcılar Birliği başkanı Kadir Kılıç, sektörün arıcılıktan vazgeçmesi halinde Türk tarımının da bitme noktasına geleceğini belirtti. Ülke genelinde 100 binin üzerinde ailenin geçimini arıcılıkla sağladığını sektörden dolaylı ekmek yiyenlerle birlikte bu rakamın bir milyon kişiye yaklaştığını ifade eden Aydın Arıcılar Birliği Başkanı Kadir Kılıç, en sıkıntılı günlerinde arıcıya verilen desteğin kaldırılması girişimini ‘felaket’ olarak değerlendirdi. Şu anda 15 YTL’lik ana an desteği ve süzme balda kilogram başına verilen 60 Ykr’lik destekle birlikte kovan başına yaklaşık 27 YTL destek aldıklannı belirten Aydın Arıcılar Birliği Başkanı Kadir Kılıç, bu desteklerin kaldırılıp, kovan başına sadece 5 YTL’lik destek verileceği yönünde duyum aldıklannı belirterek “Bu uygulama gerçekleşirse Türkiye’de arcılık tamamen biter” dedi.

MHP, AKP’nin önerisini dikkate almadı

MHP, partilerin kapatılmasının zorlaştırılmasını öngören Anayasa değişikliği teklifini, AKP’ye götürmeyecek. MHP lideri Devlet Bahçeli’nin kamuoyuna duyuracağı teklifte, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı siyasi yasaklı olmaktan kurtaracak bir formül yer almıyor. AKP’nin “Yargıtay Başsavcısı dava açmadan önce TBMM’den izin almalı”, “DTP ve AKP hakkında açılan kapatma davalarının düşürülmesi” ve “Erdoğan’ı siyasi yasaklı olmaktan kurtarma” önerilerine teklifte yer vermeyen MHP, partilerin kapatılmadan, kişilerin sorumlu tutularak haklarında cezai işlem yapılması yaklaşımından da geri adım atmadı.

TEHLİKELİ YÖNELİŞ

Totaliter bir rejimin baskıcı ortamını anlatmak için yazılmış bir tiyatro eseri, pekâlâ gecenin karanlığında kapıyı polisin çaldığı bir sahne ile açılabilir.
Sahnedeki dekor, olayın geçtiği ülkenin en kıdemli köşe yazarının evidir. İçeri giren polis ekibi evde arama yapar, yazarı alıp götürür.
Tiyatro kurgusu gibi gözüken olay, önceki gün Cumhuriyet gazetesinin 83 yaşındaki imtiyaz sahibi İlhan Selçuk’un evinde gerçeğin kendisi olarak yaşanmıştır.
Bir hukuk devletinde hiç kimsenin dokunulmazlığının olmaması esastır. Bütün mesele, gözaltına alma işleminin medeni ölçüler içinde yürütülmesidir.
Bu açıdan İlhan Selçuk’un başına gelen, pek çok vatandaşta askeri rejim döneminin uygulamalarını çağrıştırmıştır. Yazarın en koyu muhalifleri bile maruz kaldığı bu uygulamayı  eleştirmişlerdir. 
* * *  
İlhan Selçuk, özellikle laiklik konusunda AKP iktidarına başından beri basında en sert eleştirileri yönelten isimlerden biridir.
Bu olayın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nın AKP’nin kapatılması istemiyle dava açmasının hemen ertesine rastlaması, kamuoyunda kaçınılmaz olarak iki olayın ilişkilendirilmesine yol açmıştır. Böyle bir ilişkilendirmeye itibar etmek istemiyoruz.
Ancak görünen odur ki, son günlerde birbiri ardına meydana gelen bir dizi gelişmeyle birlikte, Türkiye, sanki bir kutuplaşma anaforunun içine doğru ilerliyor.
Bu yöneliş sürerken, bazı kesimlerin bu kutuplaşma ortamını keskinleştirmek, hızlandırmak için özel bir çaba içine girdikleri de dikkatten kaçmıyor. Bu çevrelerin kendi özel hesaplarını görmek, rövanş almak, hasımlarını ortadan kaldırmak gibi saiklerle davrandıkları tahmin edilebilir.
Bu arada, kutuplaşma ortamı içinde kılıçlar çekiliyor, herkes taraf olmaya davet ediliyor ve bir kez daha sesi en çok duyulanlar kutuplaşmanın en uç noktalarını tutan kesimler oluyor. Ortalığı kaplayan puslu hava içinde, makul insanlar yine arada sıkışıyor, sesleri duyulmuyor. 
* * *
Ülkemiz, geçmişte kutuplaşmadan çok çekmiştir. Türk demokrasi tarihi,  bu nedenle ödenen büyük bedellerin öyküsüdür. Yaşanan bunca acı tecrübeye rağmen, göz göre göre daha ne kadar bedel ödemeye devam edeceğiz?Türkiye’nin çıkarları, girilen bu tehlikeli yönelişin bir an önce dizginlenmesinden geçiyor. Bunun için sorumlu konumda olan herkesin frene basıp “Bu gidiş nereye?” sorusunu yöneltmesi gerekiyor.
Bu soruyu öncelikle sorması gereken kişi, ülkenin yönetiminden sorumlu olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’dır.Başbakan’ın bir an önce gerilimi aşağı çekecek, kriz havasını dağıtacak adımlar atması şart görünüyor. Tansiyon ve öfkenin yerini yumuşamaya bırakacağı bir söylem ve üsluba ihtiyaç var. Keza, ana muhalefet lideri Deniz Baykal da Başbakan’ı bu yöne teşvik edecek, ona  yardımcı olacak yapıcı bir tutum sergilemelidir.Türkiye, 12 Eylül öncesinde el sıkışmayı bile reddeden liderlere tanıklık etmişti.Başbakan ve ana muhalefet liderinden bu kez bizi şaşırtmalarını beklemek çok şeyistemek mi olur?

Eviniz sizden habersiz satılmış olabilir!

Tapudaki işlemlerde en fazla sahteciliğin, sahte vekaletname, nüfus cüzdanı ve veraset ilamı yoluyla yapıldığı belirtildi.
Tapu ve Kadastro Genel Müdürü Zeki Adlı, idare olarak her türlü önlemi almaya çalıştıklarını belirterek, kendileri dışında gelişen olaylara karşı vatandaşları uyardı. Vatandaşların tapudaki işlemlerinde aracı kullanmaması gerektiğinin altını çizen Adlı, “Tanımadığınız insanlara nüfus bilgilerinizi, tapu bilgilerinizi vermeyin” dedi.
A.A muhabirinin konuya ilişkin sorularını yanıtlayan Adlı, tapuda sahteciliğin üç alanda yoğunlaştığını ifade ederek, şunları kaydetti:
“Bunlardan ilki sahte nüfus cüzdanıdır. Sahte nüfus cüzdanı oluşturuyor, sonra o sahte nüfus cüzdanıyla gidip noterde veya tapuda işlem yapmaya kalkıyor. İkincisi sahte vekaletname. Bu noterleri ilgilendiren bir husus. Bir şekilde sahte vekaletname çıkarılıyor. Üçüncüsü de vefatın ardından mirasçılar tarafından çıkarılan veraset ilamında sahtecilik.”

Uzaylıların Geçmişteki Kanıtları

Geleceği Gören Harita
Coğrafya ve harita uzmanı ünlü Türk denizci Piri Reis’in 1513’te çizdiği Afrika, Amerika ve Güney Kutbu’nu gösteren harita, ortaya çıkarıldığı 1929 yılında ortalığı karıştırdı. Çünkü Güney Kutbu’nun keşfi, haritanın çizilmesinden çok sonra, yani 1818’de gerçekleşmişti. Dahası, Piri Reis’in haritası, kıtanın buz altında kalmış sahil kesimlerini de gösteriyordu. Ancak kıta üzerindeki buzlar, haritanın çizilmesinden tam 6 bin yıl önce erimişti.

Diğer sounçlar..

Generic selectors
Exact matches only
Search in title
Search in content
Post Type Selectors
Filter by Categories
BİLİM VE TEKNOLOJİ
DÜNYA
DW HABER
EKONOMİ
GÜNDEM
KÖŞE YAZILARI
KÜLTÜR & SANAT
MEDYA & MAGAZİN
SAĞLIK
SPOR
YOUTUBE