Sen neymişsin be Tayyip!

Print Friendly, PDF & Email

Tuncay Özkan

Albayrak şirketi ile Recep Tayyip Erdoğan!..

Bu ikili Türkiye’nin 1994 sonrası serüveninde yıldızı parlayanlar arasında en öndekiler. Çünkü ellerine geçirdikleri devlet olanaklarını el ele, omuz omuza, gönül gönüle birbirleri için öylesine kullanmışlar ki, bugün ellerinde bulunan ve bir kısmını parti kurmak için kullandıkları paranın toplam bir milyar dolar olduğu hesaplanıyor. Yanlış okumadınız tam bir milyar dolar. Saptanabilen bu. Bu hesabı Recep Tayyip Erdoğan ile Albayrak şirketini, Albayrak kardeşleri inceleyen görevliler yapıyor. Tek tek de dökmüşler bu paraların kaynaklarını. Şimdi İstanbul DGM bu konuda daha derinlemesine bir soruşturmayı başlattı.

Bu para İstanbul’a harcansa bir İstanbul daha kurulur. Bu para İstanbul için projelere yatırılsa ya da yapılan işlerden çalınmasa İstanbul bugün içinden çıkılmaz olan ulaşım, çevre, işsizlik sorunlarını çözer. Tayyip İstanbul’u kurtarmak yerine önce bugünkü kasası Albayrak kardeşleri, sonra kendisini kurtarmayı planlamış. Peki ama neden bu kadar para? Bu paranın nasıl ele geçirildiği, toplandığı artık biliniyor. Kamu kaynakları ve bu kaynakların yarattığı rant parayı getiren etken. Yöneten güç ise İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı. Belediye üzerine inceleme yapan Mülkiye Başmüfettişlerine göre para özetle şöyle toplandı:

Hayali firmalar hayali faturalar

“Siyasi ve sosyal bir görüşten kaynaklanan bir amaçla cürüm işlemek için devasa bir teşekkül oluşturduğu, oluşturulan bu teşekkül vasıtasıyla organize çalışmalar yapmak suretiyle ihalelere fesat karıştırdığı… Belediye birimlerinde, yapılan ihalelere esas olan şartnameleri Albayrak şirketler grubunun menfaatleri doğrultusunda hazırladığı, belediye şirketlerinde ise yönetim kurulu kararlarıyla yapılması planlanan hizmetleri Albayrak şirketinin, bu şirket sahiplerinin kurdukları tali şirketlere verdikleri ihtiyaca binaen araç kiralanması adı altında ödemeler yapılmasını sağladığı… Ağaç dikimi, park ve bahçelerin bakımı adı altında, sağlıksız satım ve alımlara, gerçeği yansıtmayan işlere karşın büyük ödemeler yaptığı…

Hayali şirketlere naylon ve sahte faturalarla ödemeler yaptığı, yapılan bu ödemeler sonucu, toplanan paraları kendilerince bilinen kişilerin elinde toplayarak özel amaçlar doğrultusunda kullandığı…”

Ama ne için kullanılmak üzere bu para toplandı, amaç ne amaç?

Bu sorunun yanıtını Recep Tayyip Erdoğan ve Albayrak kardeşler ile Albayrak şirketini inceleyen Mülkiye Başmüfettişi hazırladığı raporda şöyle veriyor. Aynen aktarıyorum:

Amaç geleceğin başbakanını hazırlamak

“Tüm bu yollarla siyasi, sosyal ve ekonomik amaçları gerçekleştirmek amacıyla organize bir şekilde suç işlemek üzere oluşturulan teşekkül vasıtasıyla devlet parasını, yani belediye parasını nitelikli yollar kullanarak, belirtilen (Geleceğin başbakanını hazırlamak ve cihat hazırlığı yapmak) amaçlarına yönlendirdiği ve zimmete geçirdiği, İstanbul ilinde özellikle kapatılan Fazilet Partisi belediyeleri ile işbirliği yaparak kamu imkanlarını çeşitli yollarla kendilerinin ve mensubu bulundukları partinin menfaatine aktardığı, güncel tabiri ile hortumladığı…

Bu eylemler sırasında gerek görüldüğü takdirde baskı, şiddet, cebir ve mafyavari yollara başvurmak suretiyle suç işlediği…”

Evet Mülkiye Başmüfettişlerine göre olay güncel tabiriyle rapordan aynen aktarıyorum klasik bir “hortumculuk” örneği. İstanbul DGM de bunun için soruşturma açtı zaten.

Şimdi soruyorum temiz toplumcu Recep Tayyip Erdoğan ile kalemşorlarına: Kirleten temizleyebilir mi? Ya da bugünün temizlik havarileri için Anadolu’dan bir söz, “Karamanın koyunu sonra çıkar oyunu.”

Kaynak : Tuncay Özkan – Miliyet.com.tr

Albayraklar ve Tayyip’e çeteden DGM soruşturması

Print Friendly, PDF & Email

Tuncay Özkan

Yeni Şafak gazetesinin sahibi olan Albayrak ailesi ile bu ailenin servet yapmasını sağladığı iddia edilen, İstanbul Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Recep Tayyip Erdoğan hakkında İstanbul DGM tarafından Türk Ceza Kanunu’nun 313. maddesi uyarınca “suç işlemek için çete oluşturmak ve menfaat temin etmek” suçundan soruşturma başlatıldı. DGM’nin başlattığı soruşturmaya İçişleri Bakanlığı Mülkiye Başmüfettişi Candan Eren’in hazırladığı soruşturma raporu kaynak oldu.

Candan Eren, dün İstanbul DGM’ye gelerek raporunu ve raporuna dayanak teşkil eden soruşturma dosyalarını savcılığa teslim etti. Eren, raporunda Albayrak ailesinin İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Recep Tayyip Erdoğan ile ilişkileri konusunda pek çok belge ve bilgiye yer verdi.

İstanbul DGM’de olayla ilgili soruşturmayı yürütmek üzere savcı Abdülaziz Özatlan görevlendirildi. Özatlan daha önce de Gebze Belediye Başkanlığı’ndaki çete soruşturmasını yürütmüştü. Bu soruşturma kapsamında halen eski Fazilet Partili belediye başkanı cezaevinde bulunuyor.

Yeni Şafak gazetesinin sahibi olan Albayrak ailesi ve Recep Tayyip Erdoğan ile ilgili olarak dosyada çok çarpıcı bilgilere yer veriliyor. Albayrak ailesinin bazı fertlerinin terörle mücadele nedeniyle poliste kayıtlarının da bulunduğu dosyada ortaya çıktı.

Dosyadaki bilgilere göre Erdoğan’ın belediye başkanlığı döneminde Albayraklar her alanda ve her yerde varlar.

Metroda 30 milyon $

Ayrıca öyle olaylar var ki inanılmaz. Örneğin İstanbul Metro’sunun yapımıyla ilgili iddialar. Albayraklar’ı bu işe bir yerinden dahil edebilmek için yapılmayan kalmamış. İhalenin bir kısmı iptal edilerek, yeniden ihaleye çıkılmış.

Bütün bu değişiklikler sırasında devletin kaybının 30 milyon dolar civarında olduğu hesaplanıyor. Şimdi 30 milyon dolar zarar etmeyi göze alarak Albayraklar’a bir yabancı ortakla birlikte iş yapma olanağının neden sağlandığı sorusuna yanıt aranıyor.

Geçenlerde bana bir ihbar geldi. “Bu ihalede yurtdışında birilerine 30 milyon dolar rüşvet ödendi” diye. Ama bu kadar olamaz dedim. Hele İstanbul Belediyesi’nde… Hem de rüşvet… Hem de Albayraklar var olacak işin içinde!.. Telefon ihbarını yapanlara da söyledim, siyasal İslamın yeni umudu Recep Tayyip Erdoğan ile Albayraklar’a böyle bir şüpheyi ben kondurmam valla! Ama soruşturmalar bu noktalara kadar genişlerse, bakarsınız ben yanılırım. Gerçi ihbarı yapan kişi “Bu kadar parayı nereden buluyorlar da parti kuruyorlar? Soruyorsunuz niye söyleyemiyorlar?” dedi ama, ben bunlara ihtimal vermiyorum. Hele soruşturmalar bir bitsin bakalım. Ak koyun, kara koyun ortaya çıksın. O zaman anlarız.

Her taşın altındalar

DGM’ye teslim edilen dosyadaki bilgilere göre belediyede bir yer veya iş, özelleştirilmeden önce Albayraklar hemen o işi yapacak bir şirket kuruyor. Özelleştirme ihaleleriyle, Albayraklar’ın bu ihaleleri kazanan şirketlerinin kuruluş tarihlerine bakınca hemen hemen aynı oldukları görülüyor. İşe göre ihale değil. Şirkete göre ihaleye çıkıldığı durumu oluşuyor. İhale şartnamesi nedense hep Albayraklar’ı işaret ediyor. İhale hep onlarda kalıyor. Albayraklar isteyince İstanbul Belediyesi’nde akan sular duruyor. Onların isteyip de yapamadığı iş yok.

Örneğin belediyede bazı işler var ki akıl sır ermiyor. İhaleye çıkılıyor 70 milyara, iş bitiyor 1 trilyon 70 milyara. Kim kime böyle ballı börek ikram eder? Ama İstanbul’da olmuş.

Yeni Şafak gazetesi ile birlikte Albayraklar, topyekün ve kayıtsız şartsız Recep Tayyip Erdoğan ekibini destekliyorlar. Yani bu gazete Erdoğan’ın siyasi araçlarından biri. Ancak iddialar Albayraklar’ın bu siyasi amacın kasası olduğunu gösteriyor. Ancak kasayı dolduran paralar hep İstanbul Belediye’sinden akıyor.

Gazete kim Erdoğan’ı eleştirirse başlıyor feryat figan o adlarla ilgili karalama kampanyasına. Böyle giderse Yeni Şafak yüzünden DP iktidarının besleme basını tartışmalarına geri dönülecek.

Ama bütün bunlar DGM’nin başlattığı soruşturma kapsamında yargının masasına yatırılmış durumda. Bakalım daha neler neler ortaya çıkartılacak? Benim araştırmalarım yeni bir hortumu işaret ediyor, şimdiden duyuruyorum.

Kaynak : Tuncay Özkan – Milliyet.com.tr

Hortumcu siyaset

Print Friendly, PDF & Email

Tuncay Özkan

“Hortumculuk” bize özgü bir siyasi ve ekonomik kavram olarak yaşamımızdaki yerini aldı. Kelimeye yüklenen mananın arkasında, soygun düzeninin bütünü bulunuyor. Yenilikçi siyasetçi Recep Tayyip Erdoğan, ilk siyasi gezisinin önemli bir bölümünü “Hortumcu olmayan siyasetçi ve bürokrat” kavramına ve arayış çabalarına ayırmış. İmaj çalışması.

Şimdi temiz toplum moda ya…

Ne ilginç, arşivime baktım da bundan tam 1.5 yıl önce bana “Vay Tayyip Vay” diye yazdıran bir dosyayı yeniden okumaya başladım. Dosyada Tayyip Erdoğan ve onun adamlarının BİT (belediye iktisadi teşekkülleri) sayesinde nasıl zengin oldukları yazılıydı. Dosya müthiş bir savcının eline düştü DGM’de: Suudi Güner. Güner herkesi salıverdi. Salıverilenler arasında İGDAŞ’ın o dönemdeki Genel Müdürü Fuat Şengün de vardı. Şengün’ün babası o zaman yargıçtı ve İstanbul Adalet Komisyonu’nun da başkanıydı. Suudi Güner salıverdiği bazı adları gitmemeleri için uyardı. Aralarında Albayrak şirketler grubunun sorgulanan üyeleri de olan bu grubu topluca çağırıp şu nasihatı yaptı:

“Bakın sizi uyarıyorum. Sizden toplanan bu belgelerin içinden naylon fatura çıkarsa, incelemelerde bunlar saptanırsa 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası yersiniz haaaa…”

Şimdi Tayyip Erdoğan’ın zenginliğini nasıl kazandığını, hangi kaynaklardan beslenerek siyaset yaptığını sormayacak mıyız? Albayrak şirketler grubuyla aralarında ne gibi bir bağ var, bakmayacak mıyız? Kirletenin temizleyeceği bir siyaset zemini olabilir mi?

Recep Tayyip Erdoğan siyaset yaptığı zeminin bataklık olduğunu bizden daha iyi bilir. Bataklıkta orkide olmakla, çamur olmak arasında bir fark var mı?

İslamcı kanatta komplo teorileri

Türkiye’de İslamcı kanatta yaşananlarla ilgili olarak bir görünenler var, bir de gizlenenler. Aslında şimdi yazacaklarıma Amerikalılar “Komplo teorileri” diyor. Batılı diplomatlar ve ajanlar ile onların yetiştirdiği adamları, bunları dile getirenlere hemen “paranoyak” teşhisi koyarlar. Çünkü görünenden ötesinin bilinmesinden rahatsızlık duyarlar. Gizli savaşlarını, çekişmelerini başkaları bilsin istemezler. Bunları anlayanları hasta kabul etmek ve ettirmek kolay bir işlem.

Senaryoya göre İslami kesimde yaşanan yenilikçiler, gelenekçiler bölünmesinin arkasında Amerika ile Almanya arasındaki büyük güç savaşı var. Almancı kanadın yıllardır destek verdiği Milli Görüş ve yandaşları Necmettin Erbakan ile temsil ediliyordu. Ancak Amerika bu anlayışı Nakşibendi ve Nurcu çevrelerde etkin olan iki adla Esat Coşan ve Fethullah Gülen ile yıktı. Esat Coşan özellikle Turgut Özal faktörünü çok iyi kullanarak hem devlet içinde hem de Milli Görüşçüler arasında çok etkin oldu. Onu sermaye ve kamu gücünü olağanüstü büyüten Gülenciler izlediler.

Esat Coşan Avustralya’da geçirdiği trafik kazasında öldü. Birileri bana “Ahhh bu Almanya yok mu? O trafik kazsı nasıl kaza anlamadık. Esat Hoca’yı gizli servis operasyonuyla yokettiler” dedi. İnanılır mı? Bakmak lazım. Peşinen olmaz demeyin.

Gerekçe olarak da Esat Coşan’ın, Erbakan’ın karşısına müridlerinden olan imam hatip kökenli (Necmettin Erbakan düz lise çıkışlıdır) Recep Tayyip Erdoğan’ı hazırladığı gerçeğini dile getirdiler. Coşan öylesine güçlü bir zemin hareketi hazırlıyordu ki, Milli Görüş parçalanacak, bu yolla Avrupacılar ile Türkiye’de bir kısım yerli güçlerin desteğindeki Almancı Erbakan gidecek, yerine İslamı ılımlı yaşatacak ve Amerikan politikalarının takipçisi olacak bir yenilikçi kadro gelecekti. Tıpkı Özal gibi, Amerikan patentli ve destekli toplumsal misyonları olacaktı.

Bunları daha Fazilet Partisi kapanmadan tartışıyordum analistlerle. Şimdi senaryolar gerçek oldu. Komplo teorileri tuttu. Paronayaklık, doğruların söylenmesine engel oluşturmadı.

Bugünlerde Almancı gelenekçiler, Milli Görüş, Amerikancı yenilikçiler, Nakşi ve Nurcu destekleriyle Türkiye’de kıyasıya çarpışıyorlar. Burada dış oyuncuların amacı Türkiye’nin yönetimini ele geçirmek.

Sizce kim kazanacak?

Kaynak : Tuncay Özkan – Milliyet.com.tr